Paylaşımda bir numara forum.
 
HomeHome  CalendarCalendar  FAQFAQ  SearchSearch  MemberlistMemberlist  UsergroupsUsergroups  RegisterRegister  Log inLog in  

Share | 
 

 Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış

Go down 
Go to page : 1, 2  Next
AuthorMessage
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:12 pm

1. Abdülaziz


Sultan Birinci Abdülaziz 8 Şubat 1830 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan İkinci Mahmud annesi Pertevniyal Valide Sultan'dır. Ela gözlü beyaza yakın kumral tenli sert bakışlı ve top sakallıydı. Ağabeyi Sultan Birinci Abdülmecid'in vefatı üzerine 25 Haziran 1861 günü tahta çıktığında 31 yaşındaydı.

İsrafçı bir padişah olarak tanınmasına rağmen çok sade giyinir sarayda bir terlik bir entari ile dolaşırdı. Babası öldüğü zaman dokuz yaşlarındaydı. Ancak ağabeyi Sultan Birinci Abdülmecid onun eğitimine çok önem verdi. Şehzadeliği sırasında rahat ve korkusuz bir hayat sürdü.

Çok iyi Fransızca konuşurdu. Şiire ve müziğe de ilgisi vardı. Kendine ait besteleri vardır. Resim yapma kabiliyeti de çok üstün olan Sultan Birinci Abdülaziz Osmanlı donanmasına ısmarlayacağı gemilerin planını bizzat kendisi çizmişti. Ok atmayı ata binmeyi avlanmayı ve özellikle güreşmeyi çok severdi. Güçlü kuvvetli ve pehlivan yapılıydı. En iyi pehlivanlarla güreşir ve sırtlarını yere getirirdi.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:12 pm

1. Abdülhamid


Sultan Birinci Abdülhamid 20 Mart 1725 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Üçüncü Ahmed annesi Rabia Şermi Sultandır. Annesi ona kuvvetli bir tahsil yaptırdı. Zamanındaki mevcut tarihlerin hepsini gözden geçirdi. Hat sanatı ile de meşgul oldu. Merhametli dindar nazik ve saf bir insan olarak tanınıyordu.

Saltanatı süresince bir çok ıslahat ve imar hareketlerinde bulundu. Devlet işleriyle daima yakından ilgilendi. Her sorun hakkında fikir ve görüşlerini vezirlerine bildirirdi. Yetenekli vezirler atamaya çalıştı. Halka karşı daima şefkatli ve ılımlı davrandı.

Sultan Birinci Abdülhamid henüz tahta geçmişti ki kendisinden cülus bahşişi istendiğini duydu. Kaşlarını çatıp sertleşen Sultan Birinci Abdülhamid şöyle dedi: "Hazinede bahşiş yoktur bundan böyle cülus bahşişi verilmeye! Asker evlatlarımıza fermanımız duyurula!" Askerler bir parça söylendilerse de işi daha fazla ileriye götürmeden dağıldılar.

Sultan Birinci Abdülhamid siyasi ve askeri ıslahatlara girişti. Avrupai tarzda mektepler açtı. Yeniçeri ocağına ve donanmaya yeni bir çehre kazandırmaya çalıştı. Sürat Topçuları Ocağı'nı kurdurdu Yeniçerilerin sayımını yaptırdı ve gereksiz yere fazla para alanları tespit ettirdi. Bu faaliyetleri yürüten Sadrazam Halil Hamid Paşa menfaatleri bozulanlar tarafından padişaha şikayet edildi. Halil Hamid Paşa yaptığı tüm olumlu çalışmalara rağmen bu konuda yanıltılan Sultan Birinci Abdülhamid'in emriyle idam edildi.

Sultan Birinci Abdülhamid bütün başarısızlıklara rağmen Osmanlı padişahları arasında iyi niyeti ve gayreti ile anıldı. 1782 yılı yazında İstanbul'da çıkan yangında itfaiye işlerini bizzat kendisi yürütmesi sonucu halkın sevgi ve takdirini de kazanmıştı. Dindarlığı ve iyiliği sebebiyle halkın "veli" olarak gördüğü Sultan Birinci Abdülhamid 15 yıl 2 ay 17 gün süren saltanattan sonra 1789 yılı Nisan ayında 64 yaşında vefat etti. Cenazesi Bahçekapı'da kendi yaptırdığı türbesine defnedildi.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:13 pm

1. Abdülmecid

Sultan Birinci Abdülmecid 25 Nisan 1823 günü doğdu. Babası Sultan İkinci Mahmud annesi Gürcü Bezm-i Alem Valide Sultan'dır. Annesi Gürcüdür. Sultan Birinci Abdülmecid babasının arzusu yönünde bir eğitim ve terbiye gördüğü için ıslahatçı fikirlere sahipti. Batı alemine karşı hayranlık besliyordu. Babasının vefatı üzerine henüz 17 yaşında iken Osmanlı tahtına oturdu.

Devletin ilerleyişi için Avrupayi hayat tarzının ülke çapında yaygınlaştırılmasını istedi. Saltanatının henüz dördüncü ayında ilan ettiği Gülhane Hatt-ı Hümayunu sebebiyle Tanzimat Dönemi padişahı olarak şöhret bulmuştur.

Sultan Birinci Abdülmecid batılı yazarların takdir ve sevgiyle andıkları bir padişahtı. Adil merhametli ıslahatçı yenilikçi bir insan olan Sultan Birinci Abdülmecid çok genç yaşlardan itibaren içki kullanmaya başladı. 25 Haziran 1861 tarihinde 39 yaşında iken İstanbul'da veremden dolayı vefat eden Sultan Birinci Abdülmecid Yavuz Sultan Selim'in türbesi yanındaki mezarına defnedildi.

Sultan İkinci Mahmud ölüm döşeğinde iken Osmanlı Devleti'ne karşı ayaklanmış olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa Osmanlı kuvvetlerini Nizip'te yenilgiye uğratmıştı. Sultan Birinci Abdülmecid böyle karmaşık bir ortamda tahta çıktı. Mısır Sorunu Rus donanmasının Hünkar İskelesi Antlaşmasına uyarak İstanbul'a gelmesi üzerine bir Avrupa sorunu haline geldi.

Başta İngiltere Avusturya Prusya ve Rusya olmak üzere Avrupalı devletler Osmanlı Devleti ile Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa arasındaki Mısır Sorununu çözmek için bir konferans düzenlediler. Avrupa Devletleri Mısır'da güçlü bir yönetim istemiyorlardı. Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya karşı Osmanlı Devleti'nin tarafını tuttular ve bu ortamda Londra Sözleşmesi imzalandı (1840). Buna göre; Mısır Osmanlı Devleti'ne bağlı kalacak ancak yönetimi Mehmed Ali Paşa ve oğulları yürütmeye devam edecekti. Mısır 80.000 altın vergi ödeyecekti. Suriye Adana ve Girit tekrar Osmanlı yönetimine bırakılıyordu.

Hünkar İskelesi Antlaşması'nın süresi bitince Londra'da bir yeniden bir konferans düzenlendi (1841). Toplantıya Osmanlı Devleti'nden başka Rusya Fransa İngiltere Prusya ve Avusturya katıldı. Konferansta alınan kararlara göre Boğazlarda egemenlik hakkı Osmanlı Devleti'ne ait olacak ancak barış döneminde hiçbir savaş gemisi boğazlardan geçmeyecekti.Bu antlaşma ile Fransa ve İngiltere Akdeniz'deki güvenliklerini sağlamış oluyorlar Osmanlı Devleti'nin boğazlar üzerindeki kayıtsız şartsız haklarına kısıtlama geliyordu. Rusya ise Hünkar İskelesi Antlaşması ile boğazlar üzerinde sağladığı üstünlüğü kaybetmiş oluyordu.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:13 pm

1. Ahmed


Sultan Birinci Ahmed 18 Nisan 1590 günü Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Mehmed annesi Handan Sultan'dır. Çok mükemmel bir tahsil gördü. Arapça ve Farsça'yı mükemmel derecede konuşurdu. Ok atmak kılıç kullanmak ata binmek gibi savaş ve askerlik alanlarında çok usta olan Sultan Birinci Ahmed ava ve cirit oyununa çok düşkündü. Çok sade giyinirdi.

Babası Sultan Üçüncü Mehmed'in vefatı üzerine 21 Aralık 1603'te Eyüb Sultan'da kılıç kuşanarak tahta geçti. Sultan Birinci Ahmed Kanuni Sultan Süleyman'dan sonraki padişahlar içinde devlet işleriyle yoğun şekilde uğraşan ilk padişahtı. Çocuk denecek yaşlarda bile mükemmel kararlar alırdı. Daima ilim ve irfan sahibi büyük kişilerle birlikte olur ve onlara akıl danışırdı.

Sultan Birinci Ahmed'in hayatında 14 sayısının önemli bir yeri vardır. Çünkü on dört yaşında padişah olmuş on dört yıl saltanat sürmüş ve Osmanlı padişahlarının on dördüncüsüdür. Dinine çok bağlı olan Sultan Birinci Ahmed'in Hz.Muhammed'e (S.A.V) olan bağlılığı o kadar ilerledi ki onun ayak izlerinin resmi içine bir şiir yazmış ve o şiiri kavuğunda ölünceye kadar taşımıştır. O şiir şudur: "N'ola tacım gibi başımda götürsem daim Kadem-i resmini ol Hazreti Şahı RusülünGül-i Gülzarı Nübüvvet o kadem sahibidir Ahmeda durma yüzün sür kademine ol gülün" Sultan Birinci Ahmed yakalandığı tifüs hastalığından kurtulamayarak 21 Kasım'ı 22 Kasım'a bağlayan gece 1617 yılında 28 yaşında vefat etti.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:13 pm

1. Dünya Savaşı ve Osmanlı


Dünyanın büyük devletlerinin Avrupa�da Ortadoğu�da Afrika�da ve Uzakdoğu�da geniş bir alanda ve açık denizlerde o zamana kadar görülmemiş büyüklükte ve uzun süreli savaşına I. Dünya Savaşı denilmektedir. I. Dünya Savaşına yol açan sebepler şunlardır:

1-Ekonomik Rekabet ve Sömürgecilik:

Sömürge edinme ve dış yatırımlarla gelişen ekonomik rekabet savaşın en önemli sebeplerinden biridir. Sömürgecilik anlayışı Rönesans�tan sonra Sanayi İnkılabı ile önem kazanmış ham madde ve Pazar arayışı gelişmemiş ham madde kaynakları zengin ülkelerin sömürge olarak kullanılması arzusunu kamçılamıştır. Öncülüğünü İngiltere�nin yaptığı sömürgecilikte İngiltere�yi Fransa Belçika Hollanda Almanya Rusya gibi ülkeler izlemiştir. Sömürgecilik kervanına ABD�nin de katılmasıyla sömürgecilik anlayışı Pasifik Okyanusuna da egemen olmuştur. Bunun yanı sıra büyük devletlerin çeşitli ülkelerde maden demiryolu deniz işletmeleri vb dış yatırımları da vardır.

2-Avrupa�da Alman-Fransız; Balkanlar�da Rus-Avusturya Rekabeti:

Avrupa�daki Alman-Fransız anlaşmazlığı savaşın diğer bir nedenini oluşturmaktadır. Alman milli birliğinin kurulması aşamasında Almanlar Fransızları yenmişler ve yer altı kaynakları açısından zengin Alsace-Lorraine�i Fransa�dan almışlardır. Bu tarihten itibaren Fransızlar bunu milli bir mesele haline getirmişlerdir.

Diğer yandan Balkanlar�da da Rusya ile Avusturya arasında çekişme vardır. Akdeniz�e açılmak isteyen Rusya Panislavizm politikasıyla Balkanları nüfuzu altına almak istemektedir. Aynı şekilde Avusturya�da Balkanlar�da hakimiyet kurmak istemektedir. Çıkar çatışması bu iki devlet arasında şiddetli rekabete yol açmaktadır.

3-Milliyetçilik:

1789 Fr. İnkılabı ile ortaya çıkan milliyetçilik fikri milli devletler kurma düşüncesini geliştirmiş bu anlayış daha sonra da Avrupa milletlerinin benimsediği kendi milletini üstün görme politikasının kaynağı olmuştur. Panislavizm Pan-Germenizm gibi milliyetçi akımların ortaya çıkması bu anlayışın ürünüdür.

1-Osmanlı Topraklarının Paylaşılması İsteği:

Osmanlı toprakları üzerindeki nüfuz mücadelesi ve ileride �Hasta Adam� ın mirasının ne şekilde paylaşılacağı meselesi I. Dünya Savaşına yol açan bir diğer önemli nedendir. XIX. Yüzyıl başlarındaki Rus İngiliz Fransız rekabetine yüzyılın sonlarında Almanya�nın da katılması bu rekabeti hızlandırmıştır.

2-Hızlı Silahlanma-Militarizm:

Milli birliğini oluşturan Almanya kısa sürede sanayileşmiş ve sanayisinin bir kısmını savaş sanayiine yöneltmiştir. Alman Krupp fabrikalarında büyük toplar diğer ülkelerini yaptıklarından farklı silahlar yapılırken tersanelerinde denizaltılar ve savaş gemileri yapılmakta idi. Almanya�nın bu davranışı diğer Avrupa devletlerini de silahlanma yarışına yöneltmiştir. Bu da militarizmin güçlenmesine ve yönetenlerin yönettikleri halkı savaşa özendirmelerinde etkili olmuştur.

3-Bloklaşma:

Almanya milli birliğini kurduktan sonra dış politikada farklı bir yol izlemiştir. Alman milli birliğinin kurucusu Bismarc Almanya�yı Avrupa�nın karada en güçlü devleti haline getirmek arzusundadır. Bismarc�in bu arzusunu gerçekleştirmesini engelleyecek tek güç Fransa�dır. Çünkü Alman milli birliği kurulurken Fransızlar Almanlara yenilmişlerdir.

Bismarc Fransa�nın en kısa sürede kendisini toparlayacağı ve Almanya�dan bu yenilginin intikamını almaya çalışacağı inancındadır. İşte bu inanç Almanya�yı güçlü devletle Fransa�ya karşı Almanya�nın yanına çekme arayışına yöneltmiştir. Böylece dünya devletleri arasında ilk kez gruplaşma hareketi başlatılmıştır. 1860-1890 yılları arasında yapılan antlaşmalarla Almanya Ç.Rusya�sı Avusturya-Macaristan�ı yanına almıştır. Bu birliğe �Üçlü İttifak� adı verilmiştir. İtalya da daha sonrada Üçlü İttifaka katılmıştır. 1890�a kadar Üçlü İttifak da her hangi bir çözülme yaşanmamıştır.

1890�da Almanya�da bir taht değişikliği yaşanmış yeni imparatorla Başbakan Bismarc arasında dış politikada ciddi görüş ayrılıkları yaşanmaya başlamış bu yüzden de Bismarc başbakanlıktan istifa etmiştir. II. Wilhelm döneminde Almanya Ç.Rusya�sının kendi yanında yer almasını gereksiz görmüş ve 1890�da Ç.Rusya�sı ile süresi dolan ve yenilenmesi gereken antlaşma yapılmayarak Rusya devletlerarası alanda Almanya�nın karşısına itilmiştir.

Bu durum Rusya�yı 1894�de Fransa ile anlaşmaya yöneltmiştir. Bu birlikteliğe İngiltere�nin de katılmasıyla Üçlü İttifaka karşı �Üçlü İtilaf� bloğu oluşturulmuştur. Zamanla bloklar arasındaki ekonomik rekabet silahlanma yarışı gerginlik yaratmış bu gerginlik de I. Dünya Savaşının çıkışında etkin rol oynamıştır.

I. Dünya Savaşı�nın Başlaması-Gelişmesi

Osmanlı Devleti�nin Savaşa Girmesi

Osmanlı Devleti birkaç asır süren Gerileme Döneminde özellikle de son yıllarda devletler arası alanda yalnızlığa itilmiştir. Büyük devletler açısından bir güç olarak görülmemektedir. Buda Osmanlı Devleti�ni dünyada gruplaşmalar hızla sürerken ittifak yapabileceği bir ülke bulabilme sıkıntısına sokmuştur. Üçlü İtilaf grubu Osmanlı Devleti ile ittifak yapmaya sıcak bakmamakta Osmanlı Devleti�nin ittifak yapmak zorunda bırakıldığı Üçlü İttifak grubuna dahil olmak ise Osmanlı Devletine sıcak gelmemektedir. Osmanlı Devleti�nin Üçlü İtilaf devletlerine ayrı ayrı yaptığı ittifak tekliflerini reddedilmesi Osmanlı Devletini yalnız kalmamak için Almanya�nın dahil olduğu Üçlü İttifak ile anlaşmaya mecbur etmiştir.

Artık Avrupa�da bu gerginliği savaşa dönüştürecek bir kıvılcım beklenmektedir. Avusturya-Macaristan veliahdının Saraybosna�yı ziyareti sırasında bir Sırplı tarafından öldürülmesi ile beklenen bu kıvılcım çıkmıştır. Bu olayın intikamını almak için Sırbistan�a savaş açmaya karar veren Avusturya-Macaristan müttefiki Almanya tarafından cesaretlendirilmiştir. Böylece I. Dünya Savaşı Avusturya-Macaristan ile Sırbistan arasında başlamıştır. Rusya�nın Sırbistan�ı yalnız bırakmamak amacıyla savaşa katılması Almanya�nın da Avusturya-Macaristan�ın yanında savaşa girmesini kaçınılmaz kılmıştır.

Almanya savaşa katıldığını dünyaya ilan etmeden önce 2 Ağustos 1914 gecesi İstanbul�da üst düzey İttihat ve Terakki yöneticileriyle gizli bir ittifak görüşmesi yapmış ve bu görüşme sonunda Osmanlı Devleti ile Almanya arasında gizli bir ittifak anlaşması yapılmıştır. Bu ittifaka göre; Almanya�nın savaşta Avusturya-Macaristan�ın yanında yer alması halinde Osmanlı Devleti de Almanya�nın yanında yer alacaktır. Osmanlı topraklarına yönelik bir saldırı halinde Almanya Osmanlı Devleti�ni koruyacaktır. Bu ittifakla bir anlamda Osmanlı Devleti�nin kendi ihtiyaç duyduğu anda yanında yer alması imkanını elde eden Almanya�nın; 2/3 Ağustos 1914 gecesi I. Dünya Savaşına katılmasıyla savaşın alanı genişlemiştir.

Almanya savaşa girmesi ile birlikte Alman Genel Kurmayının 1900�lerde hazırladığı savaş planını uygulamaya koymuştur. Bu plana göre Almanya savaşa girdiği andan itibaren bütün gücüyle Fransa üzerine yüklenecek ve 6 haftalık süre zarfında Avusturya-Macaristan Rus kuvvetlerini oyalayacaktır. 6 haftalık sürenin tamamlanması ile birlikte Fransızların işini bitirmiş olan Almanlar Avrupa topraklarından geçerek Rusya üzerine yürüyecekler ve Avusturya kuvvetleri ile birlikte Rusya�ya kesin darbeyi indireceklerdir.

Almanya�nın savaşa katılmasından sonra uygulamaya konan bu plan başarılı olamamış Almanlar Fransızları yenemedikleri gibi Fransız topraklarında ağır kayba uğramışlardır. Öte yandan Avusturya da Rus kuvvetlerini oyalamada yetersiz kalmıştır. Fransızları yenemeyen Almanların Avrupa topraklarını çiğnemeleri ve Belçika�ya saldırmaları Belçika�nın yanı sıra İngiltere�nin de Almanya�ya karşı savaşa katılmasına yol açmıştır. Kafkasya topraklarında Avusturya ile birlikte Ruslara yok edici darbeyi indiremeyen Almanların Avrupa�da uyguladıkları savaş planları tümüyle başarısız olmuştur. Bu başarısızlık Almanları zinde yeni kuvvetler bulmaya ve yeni cepheler açmaya yöneltmiştir.

Almanların bu amaçlan kullanabilecekleri hazırdaki kuvvet Türk kuvvetleri idi. Osmanlı Devletini savaşın içine çekmek için bir mizansen gerekmekte idi. Akdeniz de İngiliz gemileri ile çarpışan ve Türk Boğazlarına giren iki Alman savaş gemisi Türkiye�yi savaşa sokacak bahane oldu. Osmanlı devleti önce bu gemilerin Almanya�dan satın alındığını duyurdu. Yavuz ve Midilli adı verilen Alman mürettebatlı Türk bayraklı bu gemiler Enver Paşanın bilgisi dahilinde Karadeniz�e çıkarılmışlardır. Amiral Şusan komutasındaki bu gemilerden Rus kalelerine ateş açılması Rusya�nın bu olayı Osmanlı Devleti�nin kendisine savaş ilanı olarak değerlendirip karşılık vermesi Osmanlı Devletinin bir anda kendisini savaşın içinde yer almaya mecbur etmiştir.

Bütün bu gelişmeler yaşanırken Almanya�nın Avrupa�da savaşması Uzakdoğu da yayılmacı bir politika izleyen Japonya�nın işine yaramıştır. Almanya�ya 23 Ağustos 1914�de savaş ilan eden Japonya Almanya�nın Uzakdoğu�daki sömürgelerini ele geçirmiş ve Kasım 1914�de savaşı kendi açısından sonuçlandırmıştır.

I Dünya Savaşında Türk Cepheleri

Osmanlı Devletinin savaşa katılmasıyla savaş alanı genişlemiştir. Bir çok cephede savaşmak zorunda kalan Osmanlı Devleti�nin hareket planının esasını İttifak Devletleri�nin Avrupa da ki yükünü hafifletmek oluşturmaktadır. Bu amaçla 3 aşamalı şu plan uygulanacaktır:

Ruslara karşı; Orta Asya�daki ve Kafkasya�daki Müslümanların halifenin ilan edeceği cihat çağrısı ile harekete geçirilmesi.

İngilizlere karşı; Habeşistan Sudan Trablusgarp�daki Müslümanların yine halifenin cihat çağrısı ile harekete geçirilmesi.

Boğazların Türk ve Alman kuvvetlerince ortak savunulması.

Bu planla; Kafkasya�da Ruslar Suveyş�de İngilizler meşgul edilerek Almanya ve Avusturya�nın yükü hafifletilecek İngiltere�nin Hindistan ile olan deniz yolu bağlantısına engel olunacak ve güneyde ki zengin petrollerden ittifak devletlerinin yararlanması sağlanacaktır. I. Dünya Savaşında bu amaçla Türk Ordusu şu cephelerde savaşmıştır.

1-Çanakkale Cephesi:

İngiliz ve Fransız ortak saldırılarına karşı savaşılan bu cephede gerçekleşen muharebeler Türkler açısından savaşın en önemli olayıdır.

Çanakkale�de bir cephe açılmasının sebebi İtilaf devletleri açısından şöyledir: Çanakkale boğazını geçmek İstanbul�u ele geçirmek Osmanlı devletini savaş içinde çökertmek sonrada müttefikleri Rusya�ya yardımda bulunmaktır. İtilaf devletleri yetkililerinin düşüncesine göre; Osmanlı Devletinin savaş dışı bırakılmasıyla Süveyş kanalı ve Hint Yolu üzerindeki Osmanlı baskısı kalkacak Balkan Devletleri�nin İttifak Devletleri saffında yer almaları önlenecektir.

Çanakkale Savaşlarında Tümen Komutanı M. Kemal Düşmana ilerleme imkanı tanımamış düşmanın Çanakkale�den geçerek İstanbul�u işgal etmesine izin vermemiştir. Emsalsiz bir zafer olarak tarihe geçen Çanakkale Savaşının sonuçları şöyle sıralanabilir:

A-) İnsan kaybı açısından dünya tarihinde en yüksek kaybın savaşlardan biridir. Yaklaşık olarak 254.000 Türk 250.000 yabancı olmak üzere toplam 504.000 insanın hayatına malolmuştur.

B-) Türk Ordusu�nun hesaba katılmayan savaş gücü direnme azmi ve başarısı I. Dünya Savaşı�nın uzamasına neden olmuştur.

C-) İstanbul ve Boğazlar mutlak bir istiladan kurtulmuşlardır.

D-) İngiltere ve Fransa boğazları geçip Rusya�ya yardım ulaştıramadıkları için Rusya�da sıkıntı artmış bu da Bolşevik İhtilali�nin başarıya ulaşmasına ve Rusya�nın savaştan çekilmesi Kars Ardahan Batum�un geri alınması imkanını sağlamıştır.

E-) Türk Milletine moral kazandırmıştır.

F-) Çanakkale�de yeni Türk Devleti�nin ilk temelleri atılmış Milli Mücadele hareketinin lideri M. Kemal�in büyük kabiliyeti ortaya çıkmıştır.

2-Kafkas Cephesi:

Bu cephede Ruslara karşı savaşılmıştır. Enver Paşa komutasında ki 150.000 kişilik Türk ordusu Sarıkamış Taarruzunu başlatmış ancak taarruz ağır kış şartları yüzünden 100.000 kayıp verilerek başarısızlıkla sonuçlandırılmıştır. Bu başarısızlıktan yararlanan Rus birlikleri Erzurum Muş Bitlis Trabzon ve Erzincan�ı ele geçirmişlerdir. 1916 yazında Diyarbakır�da ki 16. Kolorduya komutan olarak atanan M. Kemal Rus birliklerinin Diyarbakır yönündeki ilerleyişlerini durdurmuş karşı taarruzla Muş ve Bitlis�i geri almıştır. 1917 Bolşevik İhtilali ile Kafkas Cephesi�nde harekat durmuştur.

3-Kanal Cephesi

Mısır�da Osmanlı hakimiyetini yeniden sağlamak ve Süveyş Kanalını ele geçirerek İngiltere�nin Hindistan yolunu kesmek amacıyla girişilen Kanal Harekatı 1915 yılı başından itibaren iki kol halinde ilerlemişlerdir. Gerekli ulaşım imkanlarının sağlanamaması yüzünden harekat başarısızlıkla sonuçlanmış karşı taarruza geçen İngilizler Türk ordusunu geri çekilmeye mecbur etmişlerdir.

4-Filistin Cephesi:

Kanal Harekatının başarısızlıkla sonuçlanması yüzünden bu bölgedeki savaşın ağırlık noktası Filistin ve Suriye�ye kaymıştır. Bu arada Mekke Emiri Şerif Hüseyin ile anlaşan ve onlara Suriye Irak ve Hicaz�ı içine alan müstakil bir Arap Devleti kurmaları vaadinde bulunan İngilizler aynı zamanda Siyonistlere de Filistin �de bir devlet kurmaları sözünü vermiştir. Böylece İsrail Devleti�nin kurulması için gerekli zemin hazırlanarak Filistin Meselesi olarak bilinen olayların tohumları saçılmıştır.

1917�de İngilizlerle Kudüs�ü ele geçirmişler 1918�de M. Kemal � in komuta ettiği 7.Ordu mevzilerini başarıyla savunmuştur. 8. Orduya bozan İngilizler M. Kemal Paşa� nın ordusunu da yok etmek istediler. Bunu anlayan M. Kemal İngilizlere karşı başarılı savaşlar vererek ordusunu imhadan kurtarmıştır.

5. Irak Cephesi:

1914�te Basra�ya asker çıkaran İngilizler Abadan petrollerini korumak ve kuzeye doğru ilerleyerek Ruslarla birleşip Anadolu�yu çember içine almak düşüncesindedirler. Ayrıca; Türk kuvvetlerinin İran�a girmesini ve Hindistan�ı tehdit etmesini önlemeyi de düşünmüşlerdir. Kütulamara�ya ve oradan da kuzeye ilerleyen İngilizler 1915 sonlarında kuvvetlerin büyük bölümünü kaybederek geri çekilmişlerdir. İngilizler karşısında elde edilen bu başarılar uzun sürmemişyeniden Basra�ya kuvvet çıkaran İngilizler 1917�de Bağdat�a girmişlerdir. 1918�de Kerkük�ü ele geçiren İngilizler Mondros Mütarekesi imzalandığı sırada Musul yakınlarına kadar gelmiş bulunmaktadırlar.

6.Galiçya ve Makedonya Cephesi:

Türk kuvvetleri ve müttefiklere yardım amacıyla Osmanlı sınırları dışındaki Galiçya ve Makedonya�da savaşmışlardır. Galiçya cephesinde Alman-Avusturya kuvvetlerine yardım eden Türk kuvvetleri Romanya kuvvetlerini yenmişlerdir. Makedonya�da da Türk askerleri Bulgar kuvvetlerine yardımcı olmuşlardır.

I. Dünya Savaşı Yıllarında Yapılan Gizli Antlaşmalar

Türklerin I.Dünya Savaşında İtilaf Devletlerine karşı cephe alması öteden beri İtilaf Devletleri tarafından düşünülen Osmanlı topraklarının paylaşılması projesini hem kolaylaştırmış hem de hızlandırmıştır. 1915-1917 yılları arasında yapılan gizli antlaşmalar zinciri ile Osmanlı toprakları İtilaf Devletleri arasında şu şekilde paylaşmışlardır.

1.İstanbul Antlaşması:

Ruslar İngiliz ve Fransız donanmalarının Çanakkale Savaşına giriştikleri sırada bu devletleri sıkıştırarak Boğazlar ve İstanbul ile ilgili bazı isteklerde bulunmuşlardır. 1915 baharında yapılan görüşmeler sonunda İngiliz ve Fransızlar İstanbul ve boğazları Ruslara vermeyi kabul etmişlerdir. Ayrıca Trakya�da Midye�den Enez�e çekilen bir hattın doğusunda kalan arazi ile Sakarya ağzından başlayarak Gemlik körfezine inen bir hattın batısında kalan bir toprak parçası da Ruslara veriliyordu. Rusya�ya verilecek topraklar arasında Gökçeada ve Bozcaada da vardı. Buna karşılık Ruslarda İngiltere ve Fransa�nın Anadolu ve orta doğudaki Osmanlı toprakları ile İskenderun körfezi ve Toroslara kadar Çukurova üzerindeki haklarını tanımayı kabulleniyorlardı.

2.Londra Antlaşması:

1915 �de Londra da İngiliz ve Fransız ve İtalyanlarla arasında yapılmıştır. Bu antlaşma ile zaten İtalya�nın elinde bulunan 12 adada İtalya tam hakimiyet kazanıyordu. İngiltereFransa ve Rusya�nın Osmanlı Devleti�nin Asya�daki topraklarını paylaşmasına karşılık İtalya�ya da Antalya bölgesinde buna eşdeğer bir pay verilmesini kabul ediyordu.

3.Sykes-Picot Antlaşması:

Bu antlaşma ile ilgili görüşmeler İtalya�nın savaşa katılmasından önce başlamış ancak; İtalya savaşa katıldıktan sonra sonuçlanmıştır. Bu antlaşma ile Aladağ Kayseri Akdağ Yıldızdağ ZaraEğin Harput ile sınırlanan arazi ile Kilikya Suriye ve Musul Fransa�ya bırakılıyordu. Hayfa Akka limanları ile Irak ve Fransızlara verilen arazinin güneyi de İngiltere�ye kalıyordu.

4.St.Jean de Maurienne Antlaşması:

Rusya�nın 1917 Bolşevik İhtilali sonucu savaştan çekilmesi üzerine İngiltere ve Fransa İtalya ya daha fazla önem vermeye başlamışlardır. İtalya ile yapılan St.Jean de Maurienne Antlaşması ile İtalya ya Sykes-Picot Antlaşmasını tanıması kaydıyla İzmir ve Konya ya kadar olan bölge veriliyordu. Ancak uygulama da bu antlaşmaya bağlı kalınmamış İzmir�e İtalyanlar yerine Yunanlıların çıkarılması kararı verilmiştir.

A.B.D �nin I. Dünya Savaşına Katılması

1917 Nisanından itibaren Rusya�nın savaşı terk etmesi ile İtilaf kanadında ortaya çıkan boşluğu savaşa katılan A.B.D doldurmuştur. A.B.D�nin savaşa katılması Almanya�nın 1915�den itibaren başlatmış olduğu denizaltı savaşlarının bir sonucudur. İngiltere savaşın başından itibaren donanması ile Almanya�yı abluka altına alarak Almanya�nın ticari gücünü kırmaya çalışmıştır.

Almanya da İngiltere�nin bu ablukasını kırmak için geniş çaplı bir denizaltı savaşı başlatmıştır. 1915 Mayısında iki İngiliz yolcu gemisi (Lusitania ve Arabic) Alman denizaltları tarafından batırılmış ve birçok Amerikalı yolcuda bu olaylarda hayatını kaybetmiştir. Bu olaylar Amerikan-Alman ilişkilerini gerginleştirmiş ise de Almanya�nın geri adım atması bir daha bu tür olaylar olmayacağına dahi teminat vermesi üzerine ABD daha ileri gitmemiştir. Buna rağmen 1916�da bu kez de bir Fransız yolcu gemisinin Alman denizaltlılarınca batırılması ve bu olayda da bazı Amerikan vatandaşlarının ölmesi üzerine iki devlet arasındaki ilişkilere yeniden gerginlik kazandırmıştır.

Almanya denizaltı savaşlarını sürdürürken diğer taraftan da İtilaf güçlerine yardım eden Amerika�ya karşı özellikle Lâtin Amerika ülkelerinde Amerikan aleyhtarı faaliyetlere girişmişlerdir. 1917 de Almanya Amerika ile arası bozuk olan Meksika�dan faydalanma yoluna gitmiştir.

Amerika Almanya �ya karşı savaşı başlattığı taktirde Meksika Almanya�nı yanında yer alacak Almanya Meksika�ya ekonomik yardım yapacak ve ayrıca Amerikan topraklarından olan Teksas Yeni Meksika ve Arizona eyaletlerini Meksika�ya verecektir. Buna karşılık Meksika Japonya ile Almanya arsında aracılık yaparak Amerika ya karşı bir Japon Alman Meksika ittifakını kurulmasını sağlayacaktır.

Bu olayı Amerikanın dış politikasının esaslarını çizen Monröe Doktrinine aykırı bulan Amerika�nın artık sessizce kalabilmesi imkansızdır.1917 de iki amerikan ticaret gemisinin alman denizatlılarınca batırılması bardağı taşıran son damla olmuş ve 2 nisan 1917 de ABD Almanya ya karşı olarak 1. Dünya savaşına katılmıştır. A.B.D. �nin üstün teknolojisi ile ve zinde kuvvetleri ile yorgun İtilaf Devletleri�nin yer alması İtilaf Devletleri�nin savaşı kazanma şansını artırmıştır.

Savaşın taraflara çok ağır gelmeye başladığı sırada herkesin barışa özlem duyduğu bir atmosferi oluşturmayı ABD başkanı Wilson düşünmüş ve 14 maddelik Wilson Prensiplerini açıklamıştır.

Wilson İlkelerine göre; Avrupa�da milliyetler arası tutularak siyasi harita bu esasa göre düzenlenecektir. İşgal edilen yerler hemen boşlatılacak küçük devletlerin bağımsızlıkları büyük devletlerin teminatı ile sağlanacaktır. Osmanlı Devleti�nin Türklerle mesken kısımlarında Türk hakimiyeti sağlanacaktır. Ancak; Türk olmayan milletlere muhtar gelişme imkanı sağlanacaktır. Çanakkale Boğazı devamlı olarak bütün milletlerin gemilerine açık tutulacak ve bu durum uluslar arası garanti altına alınacaktır.

Dünya Savaşını Sona Erdiren Antlaşmalar

Rusya�nın Bolşevik İhtilâli üzerine savaştan çekilmesiyle Rusya Brest-Litovsk Antlaşması ile savaşı sona erdirmiştir. Rusya bu antlaşma ile tüm Doğu Anadolu�dan çekiliyor; Kars Ardahan ve Batum�u Osmanlı devletine geri veriyordu.

Romanya Bükreş Antlaşması ile savaşa son vermiştir. Bulgaristan ile Neuilly Antlaşması yapılmıştır. Avusturya Saint-German Antlaşmasını Macaristan ise Trianon Antlaşmasını imzalayarak I Dünya Savaşına son vermiştir.

Almanya ile Versailles Antlaşması yapılmıştır. Osmanlı Devleti ile Mondros Mütarekesi imzalanmıştır. Mondros Mütarekesinin imzalanmasında Wilson Prensiplerinin Osmanlı Devletini ilgilendiren 12. Maddesi etkili olmuştur. Antlaşması önemli bazı maddeleri şunlardır.

1) Boğazlar açılacak bu bölgelerdeki istihkamlar müttefikler tarafından işgal edilecek.

2) Anlaşma devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durum halinde herhangi bir stratejik noktayı işgal edebileceklerdir. (7.Madde)

3) Ermenilere bırakılması düşünülen Doğu Anadolu�daki altı ilde (Erzurum Van Diyarbakır Bitlis Sivas Harput) karışıklık çıktığı taktirde Antlaşma Devletleri bu bölgeleri de işgal edebileceklerdir.

4) Tüm haberleşme istasyonları Anlaşma Devletlerince denetim altında tutulacaktır.

5) Sınırların denetlenmesi ve iç düzenin korunması için gerekli olacak birlikler dışında Osmanlı ordusu terhis edilecek bütün savaş gemileri ordunun araç gereç ve cephanesine el konacaktır.

6) Tüm liman ve tersanelerden Anlaşma Devletleri yararlanabileceklerdir.

Bu maddelerden de anlaşılacağı üzere Mondros Mütarekesi tam bir teslimiyet belgesidir. Bu müzakere ile İtilaf Devletleri�nin Osmanlı topraklarını istila etmesi kolaylaşmıştır.

1.Dünya Savaşı�nın Sonuçları

a) Siyasi Sonuçları:

Dünya haritası değişmiştir. Avusturya-Macaristan imparatorluğu parçalanmış Çarlık Rusya�sı ve Osmanlı Devleti yıkılmıştır. Osmanlı toprakları üzerinde yeni devletler ortaya çıkmıştır.Yeni rejimler doğmuştur. Çarlığın yıkılması üzerine Rusya�da ilk kez sosyalist sistem uygulanmıştır. Anadolu�da M. Kemal�in önderliğinde Milli Mücadele hareketi başlatılarak Yeni Türk Devleti�nin temelleri atılmış ve Cumhuriyet idaresine geçiş süreci başlatılmıştır.

b) Ekonomik Sonuçları:

Avrupa savaş öncesindeki ekonomik gücünü yitirmiş bu güç A.B.D. ve Japonya�ya geçmiştir. Avrupa�da ekonomi de devlet müdahalesi dönemi başlamıştır. Avrupa Devletleri savaş sonrasında planlı kalkınma dönemi başlamıştır. Avrupa�da savaş sonrasında yüksek enflasyon yaşanmıştır. Osmanlı devleti ise savaş sonrasında ekonomik açıdan tam olarak çökmüştür. Bu da Osmanlı Devleti�nin sonunu getirmiştir.

c) Toplumsal Sonuçları

10 milyon insanın ölümüne 20 milyon insanın yaralanmasına ve sakat kalmasına yol açmıştır. Özellikle Avrupa�da üretici genç nüfusun azalmasına tüketici nüfusun çoğalmasına dolayısıyla da ekonominin alt üst olmasına neden olmuştur. Pek çok Batılı ülke savaş sırasında cepheye giden askerlerinin üretimde ortaya çıkardığı boşluğu dolduran ve ekonomik özgürlüklerini kazanan kadınlarına siyasi haklarını tanımak zorunda kalmıştır.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:13 pm

1. Mahmud


Sultan Birinci Mahmud 2 Ağustos 1696 günü İstanbul'da doğdu. Babası Sultan İkinci Mustafa annesi Saliha Valide Sultan'dır. Büyük annesi Gülnuş Sultan'ın sevgi ve ilgisiyle büyüdü. Sekiz yaşından beri kafes hayatı yaşadığı halde zekası iyi niyeti ve kuvvetli karakteri sayesinde kendini harap etmekten kurtardı. Küçük yaşlardan itibaren çeşitli hocalardan dersler aldı. Tarih edebiyat ve şiirle meşgul oldu. Özellikle musiki ile uğraştı.

Sultan Birinci Mahmud 1 Ekim 1730 tarihinde 35 yaşında iken padişah oldu. Devrindeki en değerli kimseleri seçip iş başına getirdi. Karakter sahibi azimli müşfik merhametli dikkatli ve sabırlı bir insandı. Kendi zevkinden çok milletin refahını düşünerek hareket etti. Bu sayede babası ve amcasının düştüğü hatalara düşmedi. Hayatının son iki yılını hasta geçiren Sultan Birinci Mahmud 13 Aralık 1754 tarihinde 59 yaşında iken vefat etti. Sultan İkinci Mustafa'nın Yeni Camiideki türbesine defnedildi.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:13 pm

1. Meşrutiyet


Bütün eleştirilere rağmen Tanzimat döneminin İmparatorluğun kurtarılması için yeni esaslar benimseyen İslamî devlet esasları yerine batıda demokratik mücadelelerden geçerek kurulmuş olan meşruti sistemi amaçlayan bir neslin yetişmesini hazırlaması da yadsınamaz.

Osmanlı İmparatorluğu'nun kurtuluşunu meşrutî sistemde gören "Genç Osmanlılar" cemiyeti 1865'de kuruldu. Amaçlan Abdülaziz'e meşrutî sistemi kabul ettirmekti. Bu tarihe kadar Padişahlardan gelen İmparatorluğu kurtarma çabaları olan ıslâhat hareketlerinin yerine şimdi halkın içinden ve batı düşünceleriyle yetişen aydınların imparatorluğu kurtarma girişimleri alıyordu. Dolayısıyla devletten gelen ıslâhat hareketlerine karşı gerici çevrelerin tepkilerinin yerini şimdi halktan gelenlerin isteklerine karşı devletin tepkisi aldı.

Genç Osmanlıların çabalan sonucu 1876'da "Kanun-u Esası (Anayasa) ilân edilerek meşrutî sistem kuruldu. Kanun-u Esasî ulusal bir ihtilâl sonucu ilân edilmemiş olmakla beraber tüm halkın siyasî haklan yönünden eşitliği devlet yönetimine katılması ve denetlemesiyle parlamenter bir sisteme dayandırılmak isteniyordu. Fakat devletin monarşik ve teokratik niteliği değiştirilmiyordu. Hattâ Saltanatın Osmanlı Hanedanına ait olduğu Pâdişah'ın kutsal ve sorumsuz bulunduğu Kanun-u Esasîde yer alıyordu.

Kanun-u Esasî'nin 7. maddesinin Pâdişâha tanıdığı geniş yetkiler ve özellikle 113. maddeye göre bir Osmanlı vatandaşını basit bir polis raporuna dayanarak yurt dışına sürgün edebilme yetkisi I. Meşrûtiyet'in zayıf bir yönü idi. Mithat Paşa ile anlaşan Abdülhamid tahta çıkınca vaat ettiği gibi Kanun-u Esasî'yi ilân etti. Fakat Osmanlı-Rus Savaşı'ndaki yenilgiden şahsına yönelik eleştiriler gelince Meclis-i Mebusân'ı dağıttı ve bir daha toplamadı Kanun-u Esasfyi uygulamadı.

İlk iş olarak çekindiği Mithat Paşa'yı 113. maddeye dayanarak yurtdışına sürgün etti. Kısa bir süre sonra da O'nu Abdülaziz'i öldürmekle itham edip Yıldız'da kurdurduğu mahkemede yargılattı. İdama mahkûm edilen Mithat Paşa'nın cezasını müebbet sürgüne çevirip Taife sürgün etti ve Mithat Paşa 1884' de orada öldürtüldü. Valilikleriyle ülkede büyük hizmetleri olan Ziraat Bankası'nın kurucusu ülkeye hürriyet yolunda hizmet veren "Hürriyet Şehidi" Mithat Paşa'nın öldürtülmesi İstibdat rejiminin bir uygulaması idi. Ülkeyi nasıl bir geleceğin beklediğini gösteriyordu.

İstibdat rejimi" ile yenileşme hareketleri sona erdi ve baskı rejimi kuruldu. Batı uygarlığı doğrultusunda yanm yüzyıl süren çabalar durdu. Din-devlet ayrımı yönündeki gidiş yeni bir din-devlet bileşimi rejimiyle sonuçlandı. Çöküntü ve toprak kaybı devam ediyordu. "Avrupa'nın Hasta Adamı" yaşayabilmek için Avrupa'nın denge politikasını sürdürdü. İngiltere bir yönden Kafkaslar'dan İskenderun Körfezi'ne diğer yönden Boğazlara yönelik Rus tehlikesini Osmanlı İmparatorluğu'nun durduramıyacağını görerek 1878 yılında Kıbns'ı ele geçirdi 1882'de Mısır'a yerleşti.

Diğer yandan Ermeni sorununa sahip çıkarak Doğu Anadolu'da kurulacak bir Ermeni devletini himayesi altına alarak Rus ilerlemesini durdurmayı plânladı. Bu arada Fransa'da 1881'de Tunus'u aldı. Osmanlı İmparatorluğu bir yandan toprak kaybederken diğer yandan ekonomik çöküntü sürmekteydi. Hızla borçlanmanın sonucu Osmanlı Devleti borçlarının faizini bile ödeyemeyecek duruma geldi.

1881 malî iflâsın ilânı "Düyûn-u Umumiye" nin kurulmasına yol açtı. Kelime anlamı genel borçlar olan "Düyûn-u Umumiye" alacaklı devletlerin alacaklarını toplamak amacıyla Osmanlı maliyesine ve kaynaklarına el koyup toplanan vergileri alacaklara pay eden bir kuruluştu. Tuz tütün pul müskirat (içki) balık resimleri (vergileri) ve bazı illerin ipek öşürleri daha başka vergiler Düyûn-u Umumiye'ye bırakıldı. Böylece devlet içinde devlet olan bir kuruluş haline geldi. Bu kurumda çalışan 5 binden çok personelin masrafları da bu kaynaklardan sağlanıyordu.

Türkiye'ye giren yabancı sermaye de Düyûn-u Umumiye ile tam bir garantiye kavuştu. Osmanlı Devleti'nin malî tutsaklığı demek olan Düyûn-u Umumiye'nin koruyuculuğu altında yabancı sermaye özellikle madenleri ve diğer hammadde kaynaklarını sömürmeye başladı. 1838 Ticaret Antlaşması ile başlamış olan demiryolu yapımı şimdi daha da önem kazanıyordu.

1856 yılında Londra'da İngiliz Bankerleri tarafından kurulan ve 1863fde Fransız bankerlerinin de katılmasıyla güçlenen Osmanlı Bankası 1862'de Osmanlı Devleti'yle yaptığı anlaşma ile 30 yıl süreli olarak: "Talep olduğunda altın karşılığı banknot çıkartabilecektir. Piyasadaki banknotun üçte biri oranında nakdî ihtiyat bulunduracaktır. Bankanın imtiyazı sürdüğü sürece devlet "evrâk-ı nakdiye" çıkarmayacaktır. Bu imtiyaz başka bir bankaya verilmeyecektir. Banka şubesi bulunan yerlerde devlet gelirlerini toplayacak ve devlet adına ödeme yapacaktır. Devlet adına topladığı gelirlerden vadesi gelen hazine bonolarını mahsup etmeye yetkilidir. İç ve dış borç taksitlerinin ödeme işlemlerini yüzde yarım komisyon karşılığında yürütecektir. Banka içte ve dışta devletin resmî malî ajanı olacaktır ve bir ticaret bankası gibi faaliyet gösterebilecektir".

Geniş yetkilerle devletin Merkez Bankası niteliğini kazanan Osmanlı Bankası'mn karşısına 1888'den sonra en büyük rakibi olarak Deutsche Bank çıktı. İngiltere'nin himaye politikasından uzaklaşması üzerine denge politikasını sürdüren Osmanlı Devleti Almanya'ya yaklaştı. 1890'dan sonra sömürge ve yayılma için kendine yaşam alanı arayan Almanya "Doğuya doğru" sloganı ile Osmanlı İmparatorluğu'na yöneldi. Bu yönelişin bir ürünü olan "Bağdat Demiryolu Projesi"ni kabul ettirdi.

Şimdi Osmanlı Devleti Almanya'nın himayesi altına giriyordu. Fakat çöküntü de bir yandan sürüyordu. II.Abdülhamid'in istibdadına karşı "Jön Türk" hareketi ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kuruluşu siyasî direnmeye dönüşerek Makedonya'da başlayan askerî ayaklanmalar ve Reval'de İngiltere ve Rusya'nın Balkanlardaki Makedonya topraklarının Türkler'den alınması yolundaki anlaşmaları Abdülhamid'e karşı direnmeyi kuvvetlendirdi. 1908 yılında Kanun-u Esasî'yi yürürlüğe koydugünü ilân etmek zorunda bıraktı. Böylece "1908 İnkılâbı" veya "2. Meşrûtiyet" denen olay gerçekleşti.

Osmanlı İmparatorluğu'nu kurtarmak için 19.y.y'dan beri sürdürülen çabaların başarısızlıkların sebeplerini kısaca üç ana noktada toplayabiliriz. Birincisi: Ülkede bu değişmeye karşı direnen gerici güçlerdir. Bunlar çoğu kez üstün geldi. Bunun sebebi ilerici güçlerin toplum içinde orduda ve yönetimde köksüz oluşları buna karşılık gerici güçlerin toplum derinliklerine kadar kök salmış olmaları Yeniçeri ve ulemâya dayanması dini ve gelenekleri bir araç olarak kullanmalarıdır.

İkincisi Avrupa'nın gelişen ekonomik yapısı sebebiyle Avrupa Devletleri arasında başlayan üstünlük savaşlanndan uzak kalamayan ve devamlı Rus saldırılarına uğrayan ve içte de parçalanmaya yönelik ayaklanmalar ve buna bağlı dış müdahalelerle uğraşan Osmanlı İmparatorluğu giderek Avrupa'nın ayrı sömürgesi oldu. Bu sebepten dolayı da yenileşme programlarım uygulama olanağı bulamadı. Savaşların büyük maddî sıkıntılara sebep olması ekonomiyi de çok olumsuz etkilemekteydi. Bir yandan dış bir yandan iç çatışmalar yüzünden barış ortamı sağlanamıyordu.

Üçüncü olarak yenileşme girişimlerini doğurduğu çekişme ve savaşların yol açtığı ekonomik sıkıntı ve sefaletin halk üzerindeki etkisiydi. Olayları fanatik ve fatalist bir düşünceyle yorumlayan halk bütün bu sıkıntıların sebebi olarak yenileşme hareketlerini ve onların uygulayıcılarını görüyordu. Bu durum her yenilikçi harekete karşı çıkan ayaklanmanın da gerekçesi oldu.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:13 pm

1. Murad


Sultan Birinci Murad 1326'da Bursa'da doğdu. Babası Orhan Gazi annesi Bizans tekfurlarından birinin kızı olan Nilüfer Hatun'dur (Holofira). Sultan Birinci Murad uzun boylu değirmi yüzlü ve iri burunluydu. Kalın ve adaleli bir vücuda sahipti. Başına mevlevi sikkesi üzerine testar sarılı bir başlık giyerdi. Çok sade giyinir ve kırmızı zeminli beyaz elbiseden hoşlanırdı.

İlk eğitimini annesi Nilüfer Hatun'dan aldı. Daha sonra tahsilini tamamlamak için gittiği Bursa Medreselerinde ilim ve sanat adamları ile beraber yaşadı. Sultan Birinci Murad gayet nazik sevimli ve çok halim selimdi. Alim ve sanatkarlara hürmet gösterir fakirlere ve kimsesizlere şefkatli davranırdı. Dahi bir asker ve devlet adamıydı. "Derviş Gazilerin Şeyhlerinin Kralı Murad Gazi" diye anılan Sultan Birinci Murad bütün hayatı boyunca planlı ve programlı hareket etti.

Sultan Birinci Murad Bizans Kilisesi'ne göre bir kafir ve İsa düşmanı olarak görülse de fethettiği yerlerde yaşayan Hıristiyan halka Papa'dan daha iyi davrandığı için onların sevgisini kazanmıştı. 1382 yılından itibaren "Murad Hüdavendigar" diye anılan Sultan Birinci Murad Birinci Kosova Savaşı'ndan sonra savaş alanını gezerken Sırp Kralı Lazar'ın damadı tarafından hançerlenerek şehit oldu (1389).

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:13 pm

1. Mustafa


Sultan Birinci Mustafa 1592 yılında Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Mehmed annesi Handan Sultan'dır. Sultan Birinci Mustafa güzel yüzlü seyrek sakallı sarı benizli ve iri gözlü bir padişahtı. İki defa padişahlık yaptı. Sinirli bir yapıya sahipti.

Sultan Birinci Mustafa ağabeyi Sultan Birinci Ahmed'in padişahlığı süresince 14 yıl sarayın bir odasında hapis hayatı yaşadı. O devirde bu gerekli görülüyordu. Aksi halde şehzadeler devlet yönetimine karışıyor hatta padişahı devirmek için harekete bile geçebiliyor ve devlet birliği tehlikeye düşüyordu. Buna meydan vermemek için şehzadeler "izale" olunur veya bir odaya kapatılırdı.

Sultan Birinci Ahmed tahta geçtiğinde kardeşini öldürtmemiş ancak sarayda mahpus tutulmuştur. Kafes hayatı denilen bu süre sonunda Sultan Birinci Mustafa Osmanlı hanedanının en büyük erkek evladı olması dolayısıyla tahta çıkarılmış fakat kısa sürede dengesiz hareketleri görüldüğünden ulema asker ve devlet erkanının ittifakı ile hal edilmiştir.

Sultan Genç Osman'ın tahttan indirilip katlinden sonra bir kez daha cülus etmişse de 15 yıl sonra tekrar tahttan indirilmesi icap etmiştir. Sultan Birinci Mustafa ile birlikte kardeş katli nadiren görülmüş artık şehzadeler sarayda kafes ardında tahta geçecekleri günü beklemeye başlamışlardır. Tabii valide sultanlar şehzade anaları arasında rekabetler başlamış her biri bir vezire ve diğer gruplara dayanarak entrikalarla padişah değiştirmeye çalışmışlardır.

Sultan Birinci Mustafa çok dindar bir insandı. Sadaka vermeyi çok severdi. Hatta sarayın havuzuna hizmetçilerin toplaması için para atardı. Saraydaki hayatını ibadet ederek dini eserler okuyarak geçiriyordu. Tahta geçmesi için ikinci kez davet edildiği zaman odasında Kuran-ı Kerim okuduğunu ve padişahlık istemediğini bildirmişti.

Sultan Birinci Mustafa ikinci padişahlığının başlamasından 1.5 yıl sonra 10 Eylül 1623 tarihinde şeyhülislam fetvası ile tekrar tahttan indirildi. Fetvanın gerekçesi olarak da "Akli dengesi tam olmayan birisinin halife olamayacağı" gösterildi. Sultan Birinci Mustafa tahttan indirildikten 16 yıl sonra 20 Ocak 1639 günü sinir hastalığından dolayı Topkapı Sarayı'nda vefat etti.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:13 pm

1. İbrahim


Sultan Birinci İbrahim 5 Kasım 1615 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Ahmed annesi Mahpeyker Kösem Sultan'dır. Mahpeyker Kösem Sultan Rum'dur. Sultan Birinci İbrahim uzun boylu kuvvetli vücutlu ve kumral sakallıydı. Annesi onun yetiştirilmesi için çok gayret göstermişti.

Ağabeyi Sultan Dördüncü Murad'ın ani vefatı zaten ölüm düşünceleriyle harap olmuş Şehzade İbrahim'i çok sarstı ve padişah olduğuna inanmak bile istemedi. Annesinin ve devlet erkanın ısrarlarından ve ağabeyi Sultan Dördüncü Murad'ın cenazesini gördükten sonra abisinin vefatına kesin olarak inandı.

Sadrazam Kara Mustafa Paşa Taht Odası'na geçen Sultan Birinci İbrahim'in başına Hırka-i Saadet Dairesi'nden getirilen Hz. Ömer'in Sarığı'nı yerleştirdi. Sultan Birinci İbrahim tahta oturdu ve ellerini açarak dua etti: "Elhamdülillah. Ya Rabbi! Benim gibi zaif bir kulunu bu makama layık gördün. Saltanat günlerimde milletimi hoş-hal eyle ve birbirimizden hoşnud eyle."

Sultan Birinci İbrahim tahta geçtiği ilk yıllarda sinir hastalığı yüzünden sık sık kriz geçiriyordu. Ancak daha sonraki yıllarda devlet işleriyle bizzat ilgilenmeye başladı. Sultan Birinci İbrahim tahta çıktığında soyunun tek şehzadesi o kalmıştı. Bu yüzden ilk oğlu Şehzade Mehmed (Sultan Dördüncü Mehmed) doğduğunda ülkede şenlikler düzenlendi (2 Ocak 1642).

Sultan Birinci İbrahim çok cömert ve lütufkar bir padişahtı. Fakirlere ve kimsesizlere yardım etmeyi çok severdi. Çıkardığı fermanlarla açlık ve kıtlığın önlenmesine çalıştı. Saltanatı sırasında annesi Kösem Sultan'ın etkisinde çok kaldı. Sekiz yıl dokuz ay padişahlık yaptıktan sonra 18 Ağustos 1648 tarihinde boğularak şehit edildi. Sultan Birinci İbrahim hakkında kendi devrine kadar uzanan Osmanlı kaynaklarında akli dengesinin bozuk olduğuna dair hiçbir bilgi yoktur. Bu kaynaklar Sultan Birinci İbrahim'in özelliklerinden ve yaptığı işlerden övgüyle bahsetmektedir. Sadece son zamanlarda bazı yazarlar onun için "Deli" demektedirler.

Sultan Birinci İbrahim'e "Deli" ve "Gaddar" diyen ve adının öyle yayılması için çalışanlardan bazılarının Sultan Birinci İbrahim tarafından idam ettirilen İranlı Şii Emirgüneoğlu'nun adamları olduğu söylenmektedir. Sultan Birinci İbrahim tahta geçtiğinde 25 yaşındaydı. Şehzadeliği sırasında öldürüleceği endişesi ile sinirleri son derece bozulmuştu. Bu sırada sadrazamlık koltuğunda bulunan Kemankeş Kara Mustafa Paşa devlet işlerini en iyi şekilde yürüttü.

Kemankeş Kara Mustafa Paşa İranlılarla Kasr-ı Şirin Antlaşması'nı imzalayıp İstanbul'a geldikten sonra giriştiği mali işlerde de başarılı oldu. Ocaklı sayısını indirip maaşlarının düzenli olarak verilmesini sağladı. Bu olumlu faaliyetler sonunda devlet bütçesi denkleşmiş oldu. Donanma işleriyle de ilgilenen Kemankeş Mustafa Paşa her yıl belirli miktarlarda kadırgalar yapılıp donatılmalarını sağladı.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:14 pm

2. Abdülhamid

Sultan İkinci Abdülhamid 21 Eylül 1842 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Abdülmecid annesi Tir-i Müjgan Kadın Efendi'dir. Annesi Çerkezdir. Sultan İkinci Abdülhamid çok küçük yaşta iken annesini kaybettiği için öksüz büyüdü ve onu üvey annesi Piristu Kadın yetiştirdi. Çocukluğunda çok zayıf bir bünyeye sahip olan Sultan İkinci Abdülhamid sık sık hasta olurdu. Babasının padişahlığı sırasında bu durumu yüzünden özel ilgi gördü. Çok hoşgörülü bir ortamda büyüdü. Kültür derslerinin yanında musiki dersleri aldı ve piyano çalmayı öğrendi.

Bekarlığı sırasında çok serbest bir hayat yaşayan Sultan İkinci Abdülhamid evlendikten sonra tüm boş zamanını ailesiyle çocuklarıyla geçirmeye başladı. Sultan İkinci Abdülhamid yıkılmak üzere olan Osmanlı İmparatorluğu'nu 33 yıl ayakta tutmayı başarmış büyük bir padişahtır. Dindar bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid ibadetlerini aksatmazdı.

Hayırsever ve cömert bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid sıradan bir vatandaş gibi yaşardı. Yunan seferi sırasında kendisine hazinede yeterli para bulunmadığı söylenince atalarından kalma şahsi servetinden masrafları karşılamış devletten beş kuruş almamıştı.

Boş vakitlerini marangozhanede geçirir harika eşyalar yapar bunları sattırır ve parasını fakire fukaraya dağıttırırdı. Son derece şefkatli bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid'in kendisini öldürmek isteyenleri bağışlaması dünya siyaset tarihinde görülmemiş bir olaydır. Sultan İkinci Abdülhamid kültüre önem vermiş ve eğitim konusunda hizmet verecek birçok mekan yaptırmıştır.

Üniversiteler Güzel Sanatlar Akademisi Ticaret ve Ziraat Okulları kuran Sultan İkinci Abdülhamid ilk ve orta dereceli okullar dilsiz ve kör okulları kız meslek okulları da yaptırmıştır. Vilayetlere liseler kazalara ortaokullar kurmakla beraber ilkokulları köylere kadar ulaştırdı.

İstanbul'da Şişli Etfal Hastahanesi'ni ve Darülaceze'yi kendi şahsi parasıyla yaptırdı. Hamidiye adı verilen nefis içme suyunu borularla İstanbul'a getirtti. Karayollarını Anadolu içlerine kadar uzatan Sultan İkinci Abdülhamid Bağdat'a ve Medine'ye kadar da demiryolları döşetmiştir. Büyük şehirlere atlı tramvay hatları döşetti.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:14 pm

2. Ahmed


Sultan İkinci Ahmed 25 Şubat 1643 günü İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci İbrahim annesi Hatice Muazzez Sultan'dır. Terbiyesi ve tahsili ile annesi meşgul oldu. Arapça ve Farsça biliyordu. Orta derecede bir tahsil gördü. Devlet işlerini çok yakından takip eder hasta bile olsa divan toplantılarına katılırdı.

Sultan İkinci Ahmed Hat sanatında çok ustaydı. Yazı yazma kabiliyeti çok üstün olan Sultan İkinci Ahmed birçok Kuran-ı Kerim yazdı. Şairlere ve şiire çok düşkündü. 3 yıl 7 ay 14 gün saltanat sürdükten sonra yakalandığı Siroz hastalığından kurtulamayarak 6 Şubat 1695 günü Edirne'de vefat etti. Cenazesi İstanbul'a getirilerek Kanuni Sultan Süleyman Türbesine defnedildi.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:14 pm

2. Bayezid


Sultan İkinci Bayezid 3 Aralık 1448'de Dimetoka'da doğdu. Babası cihan padişahı Fatih Sultan Mehmed Han annesi Mükrime Hatun adında bir Türk kızıdır. Uzun boylu geniş göğüslü ve kuvvetli bir vücuda sahipti. Yüzü yuvarlak ve gözleri elaydı. Cesur ve atılgandı. Aynı zamanda çok halim selim ve dinine bağlı bir padişahtı.

Babası Fatih Sultan Mehmed ilme ilgi duyduğu için oğlu Şehzade Bayezid'e iyi bir eğitim verdi. O devrin en meşhur alimlerinden ders okutturdu ve bütün İslam ilimlerini en iyi şekilde öğrenmesini sağladı. Sultan İkinci Bayezid yedi yaşında iken Hadım Ali Paşa nezaretinde Amasya valiliğine tayin edildi. Amasya Selçuklular devrinden beri önemli bir ilim ve kültür merkeziydi.

Padişah olacak şehzadelerin yetişmesi için bu vilayette bütün şartlar vardı.Sultan İkinci Bayezid dinine çok bağlı olduğu için kendisine Bayezid-i Veli denildi. Sultan İkinci Bayezid şairleri saraya toplar onlarla sohbet ederdi. Çok merhametli bir padişah olan Sultan İkinci Bayezid sık sık fakirlere sadaka dağıtırdı. Arapça ve Farsça'yı gayet iyi biliyordu. Çağatay lehçesi ve Uygur alfabesini de öğrendi. İslam ilimlerinin yanı sıra matematik ve felsefe tahsili de yaptı. 24 Nisan 1512'de padişahlıktan ayrılmak zorunda kalan Sultan İkinci Bayezid bir ay kadar daha yaşadı ve 26 Mayıs 1512'de vefat etti.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:14 pm

2. Meşrutiyet


Dönemin en güçlü devleti İngiltere Osmanlı Devleti'nin parçalanmasını onaylıyordu. Alman gizli servisleri bu haberi genç subaylara ulaştırdılar. II. Abdulhamid'in siyasetini yersiz bulan ve ancak yeniden anayasalı bir monarşiye dönülmekle yurdun kurtarılacağına inanan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin asker üyeleri 1908 yılının Temmuz ayı içinde saraya başkaldırdılar. Padişahın bu hareketi bastırma girişimleri işe yaramadı. Sonunda II. Abdülhamid kapalı bulunan parlamentoyu yeniden toplama kararı aldı.

Mebus seçimlerinin yeniden yapılması kararlaştırıldı. Seçimler yapıldı ve Parlamento 17 Aralık 1908'de açıldı. 31 Mart Olayı üzerine II.Abdülhamit tahttan indirildi. Anayasada önemli değişiklikler yapılarak parlamenter sisteme yönelindi. Hükümet meclise karşı sorumlu kılındı.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:14 pm

2. Mustafa


Sultan İkinci Mustafa 6 Şubat 1664 günü İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Sultan Dördüncü Mehmed annesi Emetullah Rabia Gülnuş Sultan'dır. Annesi Giritlidir. Kuvvetli bir ilim tahsili yaptı. Tahta geçtiğinin üçüncü günü yapacağı işleri anlatan bir hatt-ı hümayun yayınladı.

Yazısında: "Zevk sefa ve rahatı kendimize haram eylemişizdir." diyordu. Yine vezirlerinden birine yazmış olduğu yazı şöyledir: "Bana ağırlık ve hazine lazım değil. Yerine göre kuru ekmek yerim. Vücudumu din uğruna harcarım. Sıkıntının her çeşidine sabrederim. Milletime hizmet tamam olmadıkça seferden dönmem. Elbette sefere bizzat kendim giderim."

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:14 pm

2. Selim


Sultan İkinci Selim 28 Mayıs 1524'de İstanbul'da doğdu. Babası Kanuni Sultan Süleyman annesi Hürrem Sultan'dır. Hürrem Sultan Slav kökenlidir. Orta boylu açık alınlı mavi gözlü ince kaşlı ve sarışın bir padişahtı. Şehzadeliğinde mükemmel bir tahsil ve terbiye ile yetiştirildi. Devlet idaresini iyice öğrenmek için de Anadolu'nun çeşitli yerlerinde sancakbeyliği yaptı. Bu sırada tahsiline devam ederek ilim ve tecrübesini arttırdı.

Sarı Selim olarak da anılan II. Selim Kütahya sancakbeyi iken aldığı babası Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın ölüm haberi üzerine İstanbul'a gelerek 30 Eylül 1566 günü 42 yaşında iken tahta geçti. Sarı Selim daha önceki Osmanlı Sultanlarına göre silik ve zayıf bir hükümdardı. Babasının saltanatı sırasında diğer kardeşleri Şehzade Bayezid ve Şehzade Mustafa'nın bertaraf edilmesiyle kolayca tahta geçen Sultan İkinci Selim adını aldığı dedesi Yavuz Sultan Selim ve babası Kanuni'ye göre oldukça silik bir idare sergilemiştir.

Devrin büyük devlet adamları sayesinde Osmanlı Devleti ihtişamını sürdürmüş Sokullu Mehmed Paşa gibi dirayetli ve tecrübeli vezirler hükümeti ayakta tutmuşlardır. Sultan İkinci Selim'in kendisi hiç sefere çıkmamış ve liyakatli olmayan Ali Paşa'nın Kaptan-ı Deryalığında İnebahtı faciası yaşanmıştır. 8 yıl padişahlık yaptıktan sonra 15 Aralık 1574 günü vefat etti. Ayasofya'ya defnedildi.

Sultan İkinci Selim İstanbul'da ölen ilk Osmanlı Padişahıdır. Sultan İkinci Selim'in tahta çıktığı ilk yıllarda bazı siyasi çekişmeler yaşandı. Sokullu Mehmet Paşa bu çekişmelerden galip olarak ayrıldı ve 15 yıl sadrazamlık yaptı. Sadrazamlık yaptığı bu dönemde devlet yönetimine ağırlığını koydu.Sultan İkinci Selim babası Kanuni Sultan Süleyman'dan 14. 892.000 km. kare olarak devraldığı İmparatorluk topraklarını oğlu Sultan Üçüncü Murad'a 15.162.000 km. kare olarak bırakmıştır.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:14 pm

2. Süleyman


Sultan İkinci Süleyman 15 Nisan 1642'de İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci İbrahim annesi Saliha Dilaşub Sultan'dır. Orta boylu kır sakallı şişman ve halim selim bir padişahtı. Dindar dürüst ve akıllı bir insan olan annesi Saliha Dilaşub Sultan tarafından titizlikle yetiştirildi. Oğluna gerekli bilgileri bir yandan kendi veriyor bir yandan da hocalar tutuyordu.

Hayatının kırk yılını bir dairede hapis geçiren Sultan İkinci Süleyman cesur dindar vatansever merhametli ve nazik bir insandı. Rüşvet ve sefahate son derece düşmandı. Padişah olduğu sırada askeri zorbaların ortalığı karıştırması üzerine onlarla mücadeleye girişti ve kısmen de olsa asayişi sağladı.

Sultan İkinci Süleyman 4 yıl gibi kısa bir süre padişahlık yaptı. Bunun son iki yılını yatak hastası olarak geçirdi. Gün geçtikçe zayıflıyordu. 22 Haziran 1691 günü Edirne'de vefat etti. Cenazesi İstanbul'a getirilerek Süleymaniye Camii yanında Kanuni Sultan Süleyman türbesine gömüldü.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:14 pm

3. Ahmed


Sultan Üçüncü Ahmed 30 Aralık 1673 günü doğdu. Babası Sultan Dördüncü Mehmed annesi Emetullah Rabia Gülnuş Sultan'dır. Annesi Giritlidir. Sultan İkinci Mustafa'nın öz kardeşi olan Sultan Üçüncü Ahmed uzun boylu kara gözlü doğan burunlu ve buğday tenli idi. Son derece zeki hassas ve zarif bir insandı. İyi bir tahsil ve terbiye görmüş olan Sultan Üçüncü Ahmed ünlü hocalardan dersler almıştı.

Sultan Üçüncü Ahmed ağabeyi Sultan İkinci Mustafa'nın vefatı üzerine 22 Ağustos 1703 tarihinde 30 yaşında iken Edirne'de tahta geçti. Osmanlı Devleti açısından önemli bir yere sahip olan Lale Devri boyunca padişahlık yapan Sultan Üçüncü Ahmed hattat ve şairdi. "Necib" mahlasıyla şiirler yazdı. Ayrıca Musiki ile de yakından ilgileniyordu. Divan şairlerinden Urfalı Nabi Efendi'nin hem kendisini hem de şiirlerini çok severdi.

Gençliği diğer Osmanlı şehzadelerine göre bir hayli serbest geçti. Şehzadelerin öldürülmesi geleneği kalktığından rahat bir hayat sürdü. İstediği her şeyle ilgilendiği için bilgisi de görgüsü de arttı. Avrupa'daki gelişmeleri inceleme fırsatı buldu ve matbaanın Osmanlı Devletine gelmesi için çok çaba sarfetti. 27 yıl gibi uzun bir süre tahtta kalan Sultan Üçüncü Ahmed çıkan Patrona Halil isyanı sonunda 1 Ekim 1730 tarihinde padişahlıktan çekildi.

Sultan Üçüncü Ahmet'in padişahlığının ilk günleri tamamen disiplinden çıkmış yeniçerileri yatıştırma gayretleri ile geçti. Ancak kendisini padişah yapan yeniçerilere karşı etkili olamadı. Sultan Üçüncü Ahmed'in sadrazamlığa getirdiği Çorlulu Ali Paşa ona idari konularda yardımcı olmaya çalıştı hazine için yeni düzenlemelerde bulundu ve Sultan Üçüncü Ahmet'e rakipleriyle mücadelesinde destek oldu.

Sultan Üçüncü Ahmed zamanında Rusya ile olan ilişkilerde gerginlik yaşandı. Bunun sebebi Rusya'nın Orta Asya üzerinde yayılma siyaseti izlemesi balkanlardaki toplumları Slavlaştırmaya çalışması açık ve sıcak denizlere inmek istemesiydi.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:15 pm

3. Mehmed


Sultan Üçüncü Mehmed 26 Mayıs 1566'da Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Murad annesi Safiye Sultan'dır. İsmini Fatih Sultan Mehmed'e benzemesi için büyük dedesi Kanuni Sultan Süleyman koydu. Orta boylu kumral saçlı ve güzel yüzlüydü. Çok kuvvetli bir ilim tahsili yaptı ve Tacüt-Tevarih yazarı Hoca Sadeddin Efendi'den dersler aldı.

Sultan Üçüncü Mehmed 1583'te Manisa sancakbeyliğine tayin edildi. 1595 yılının Ocak ayına kadar görev yaptığı Manisa'dan babasının ölüm haberi üzerine hareket ederek 27 Ocak 1595 tarihinde geldiği İstanbul'da Osmanlı tahtına oturdu.

Sultan Üçüncü Mehmed annesini çok sever sayar ve dinlerdi. Bundan yararlanan annesi Safiye Sultan Osmanlı sarayında hakimiyet kurdu. Bazı konularda padişahı zorlayıp istediğini yaptırıyor bu da devlet işlerinde karışıklıklara sebep oluyordu. Dinine çok bağlı ve tasavvufa da son derece meraklıydı.

Hz. Muhammed'in (S.A.V) ismi anılınca saygısından derhal ayağa kalkardı. Üçüncü Mehmed devri duraklama dönemine rastlar. Sultan Üçüncü Mehmed kolayca üzüntüye kapılır yemekten içmekten kesilirdi. Celali isyanları ve İran savaşlarının çok uzun sürmesi onu büyük üzüntü içinde bıraktı. İçkiyi sıkı bir şekilde yasaklayıp bütün gizli meyhaneleri kapattırdı.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:16 pm

3. Murad

Sultan Üçüncü Murad 4 Temmuz 1546 günü Manisa'nın Bozdağ yaylasında dünyaya geldi. Babası Sultan İkinci Selim annesi Afife Nur Banu Sultan'dur. Annesi Venediklidir. Sultan Üçüncü Murad orta boylu değirmi yüzlü kumral sakallı ela gözlü ve beyaz tenli bir padişahtı. Çok cömertti ve insanlara yardım etmeyi çok severdi.

Merhametli bir kişiliğe sahip olan Sultan Üçüncü Murad Arapça ve Farsça'yı çok iyi konuşurdu. Babasının 1558 yılında Manisa sancak beyliğinden Karaman valiliğine tayin edilmesi üzerine dedesi Kanuni Sultan Süleyman tarafından Alaşehir sancakbeyliğine tayin edildi. Babası Sultan İkinci Selim padişah olduktan sonra da tekrar Manisa sancakbeyliğine atandı.Şehzadeliği sırasında bulunduğu Manisa'da devrin en değerli ulemasından dersler aldı. Osmanlı padişahları içinde en alim padişahlardan birisidir.

Babası Sultan İkinci Selim'in vefatı üzerine Manisa'dan İstanbul'a gelerek 22 Aralık 1574 tarihinde tahta geçti. Ancak o da babası Sultan İkinci Selim gibi devlet işlerine fazla müdahil olmadı. Bürokrasi ve hükümet daha ziyade Sokullu Mehmed Paşa tarafından idare edildi. Bunda Sokullu'nun tecrübe ve dirayeti ile Sultan İkinci Murad'ın idare tarzı büyük rol oynamıştır.

İçkiye ve eğlence meclislerine düşkün olan Sultan Üçüncü Murad saltanatı boyunca İstanbul'dan hiç çıkmadı ve saraydaki kadınların etkisinde kaldı. Daha sonraki yıllarda Osmanlı İmparatorluğunun bir devrini etkileyecek olan kadınlar saltanatı onun devrinde başladı. 29 yaşında çıktığı tahtta 20 yıl kalan Sultan Üçüncü Murad 16 Ocak 1595 tarihinde felç geçirdi ve vefat etti. Ayasofya Camii'nin avlusuna defnedildi.

Sokullu Mehmed Paşa'nın ağırlığını hissettirdiği III. Murad döneminde Osmanlı toprakları en geniş sınırlarına ulaştı. Babası İkinci Selim'den devraldığı 15. 162.151 km kare ülke toprağını 19.902.000 km kareye çıkardı. İngilizlerle de dostane ilişkiler geliştirildi. İlk İngiliz Kapitülasyonunun verilmesiyle İstanbul'a daimi İngiliz elçisi gönderildi.

Papa'nın Katolik Avrupa'da kurabileceği haçlı ittifakına karşı Protestan İngiltere ile ilişkiler geliştirildi. Daha sonra bu ittifaka Hollanda da dahil edilecektir. Devlet işlerini Sokullu'ya devreden Sultan Üçüncü Murad zamanında sarayda kadınlar devlet işlerine çokça karışmaya başladılar ve bu durum Sokullu'nun ölümünden sonra da artarak devam etti.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:16 pm

3. Mustafa


Sultan Üçüncü Mustafa 28 Ocak 1717 günü İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Sultan Üçüncü Ahmed annesi Mihrişah Sultan'dır. Sultan Üçüncü Mustafa orta boylu iri gözlü yassı burunlu ve siyah sakallı idi. Heybetli ve kuvvetli bir vücuda sahipti. Çok iyi bir tahsil yaptı. Astroloji ile meşgul oldu. İslam ve Osmanlı tarihlerini inceledi.

Sultan Üçüncü Mustafa son derece dindar tutumlu müşfik çalışkan ve cömert bir insandı. İki dakika süren ve İstanbul'un hemen hemen yarıdan fazlasını yıkan büyük depremde evlerini yakınlarını kaybeden halka kendi kesesinden yardım etti. Adaletle hükmeder haksızlıklara asla göz yummazdı. Yalandan riyadan ve rüşvetten nefret ederdi. Asla gurura kapılmaz büyüklük taslamaz yapamayacağı işleri vaadetmezdi.

Sultan Üçüncü Mustafa yenileşmenin gerektiği fikrindeydi ve Islahat yapmak istiyordu. Prusya Kralı İkinci Frederik'in ıslahat hareketlerini duymuş Ahmed Resmi Efendi'yi ona göndermişti. Prusya Kralı İkinci Frederik Sultan Üçüncü Mustafa'ya Ahmed Resmi Efendi aracılığı ile başarısının üç altın anahtarı dediği öğütlerini gönderdi. Bol bol tarih okuyun eski tecrübelerden faydalanın. güçlü bir orduya sahip olmaya çalışın ve barış zamanında askerlerinizi sürekli eğitime tabii tutun. Hazineniz daima parayla dolu bulunsun ekonomiye önem verin.

Sultan Üçüncü Mustafa bu öğütleri dinledikten sonra acı acı güldü. Sonra da "Biz de bunları yapmak niyetindeyiz lakin yolu nedir?" diye mırıldandı. Memleketine en büyük felaketin Rusya'dan geleceğine düşünüyordu. Müdafaa için geceli gündüzlü çalışarak her türlü hazırlığı yaptı. Savaşlarda kullanılmak üzere hazineyi altınla doldurdu.

Süveyş Kanalını bile açtırmayı düşünüyordu. Fakat iş başına getireceği yetenekli devlet adamlarının olmaması onu üzüyordu. Rus Savaşı sırasında üzüntüsünden hastalandı ve kalp yetmezliğinden dolayı 21 Ocak 174 günü vefat etti.

Sultan Üçüncü Mustafa orduda bir yenileşme gerektiği fikriyle hareket ediyordu. Askerlere eğitim kuralları getirdi. İtirazlara aldırmadan tüfeklere süngü taktırdı. Yeni bir tophane kurdurup güçlü toplar döktürdü. Bahriye istihkam ve topçu okulları açtı. Yaşlı başlı subaylara bile eğitim mecburiyeti getirdi. Ordudaki ıslahat konusunda Baron de Tott adlı Macar uyruklu Fransız'dan çok yararlandı. Baron Tott Osmanlı topçu sınıfını yeniden ele alıp modernize etti ve askere Avrupa usulü eğitim yaptırdı.Sultan Üçüncü Mustafa şair bir padişahtı. Cihangir mahlasıyla yazdığı şiirler çok meşhurdur.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:16 pm

3. Osman


Sultan Üçüncü Osman 2 Ocak 1699 günü İstanbul'da doğdu. Babası Sultan İkinci Mustafa annesi Şehsuvar Valide Sultan'dır. Şehsuvar Valide Sultan Rusdur. Tahta çıktığı 56 yaşına kadar sarayda hapis hayatı yaşadığı için sinirli bir yapıya sahip oldu. Ancak yine de şefkat ve merhamet sahibi özellikle yalanı ve rüşveti sevmeyen bir insandı.

Sultan Üçüncü Osman'ın musikiden nefret ettiği için bütün müzisyenleri saraydan uzaklaştırdı. Sarayda dolaşırken cariyelerle karşılaşmak istemediği için ayakkabılarına demir ökçeler taktırmıştı. Ökçelerden çıkan sesi duyan cariyeler padişahın geldiğini öğrenip yoldan çekiliyorlardı. 2 yıl 10 ay 18 gün saltanat sürmüş bu süre içinde yedi tane veziri azam değiştirmiş dönemi boyunca içte ve dışta barış ve huzur yaşanmıştır.

Sultan Üçüncü Osman'ın zaman zaman kıyafet değiştirerek halkın arasına karıştığı bilinmektedir. 30 Ekim 1757'de vücudunda çıkan bir çıbanın verdiği hastalıkla vefat etti. Cenazesi Yeni Camiye Sultan Birinci Mahmud Han'ın yanına defnedildi

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:16 pm

3. Selim


ultan Üçüncü Selim 24 Aralık 1761 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Mustafa annesi Mihrişah Sultan'dır. Annesi Gürcüdür. Kahinlere inanan babası Sultan Üçüncü Mustafa onların yeni doğan oğlu Selim'in eşsiz bir cihangir olacağını söylemeleri üzerine büyük bir sevince kapılmış yedi gün yedi gece bayram yapılmasını emretmiştir.

Sultan Üçüncü Selim doğum günündeki bu hava içinde büyüdü. Sarayda çok güzel bir şekilde yetiştirildi. Sultan Üçüncü Mustafa kendisinden sonra oğlu Sultan Üçüncü Selim'in padişah olmasını istemişti. Ancak babasından sonra padişahlığa amcası Sultan Birinci Abdülhamid getirildi. Sultan Birinci Abdülhamid Sultan Üçüncü Selim'i sarayda göz önünde bulunduruyor ancak yine de onun eğitimine önem veriyordu. Amcası Sultan Birinci Abdülhamid'in ölümü üzerine 7 Nisan 1789 günü 28 yaşındayken Osmanlı tahtına oturdu.

Sultan Üçüncü Selim edebiyata ve güzel yazı yazmaya çok meraklıydı. Yazmış olduğu hat ve levhalardan bazıları cami ve türbelere asılmıştır. Arapça ve Farsça dillerini çok iyi konuşuyordu. Çok merhametli bir insan olan Sultan Üçüncü Selim dinine vatanına ve milletine çok düşkündü. Ciddi bir eğitim görerek yetişti. İyi bir şair tamburi neyzen ve hanende idi. Bestekar da olan Sultan Üçüncü Selim güzel sanatlara düşkün açık fikirli ancak zaafa varacak kadar yumuşak karakterliydi. Osmanlı Devleti'nde batıcılığın yerleşmesini istiyordu.

Sultan Üçüncü Selim tahta çıktığı zaman halk ona büyük ümitler bağladı. Halk genç hükümdarın Osmanlı imparatorluğu'nu o eski güçlü ve ihtişamlı devirlerine geri döndüreceğini düşünüyordu. Sultan Üçüncü Selim 29 Mayıs 1807 tarihinde Osmanlı padişahlığını Şehzade Mustafa'ya terk ettikten sonra 1 yıl 2 ay daha yaşadı. Alemdar Mustafa Paşa Olayı sırasında yeni padişahın adamları tarafından 28 Temmuz 1808 tarihinde öldürüldü. Cenazesi Laleli Camii avlusunda babası Sultan Üçüncü Mustafa'nın yanına defnedildi.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:16 pm

4. Mehmed


Sultan Dördüncü Mehmed 2 Ocak 1642'de İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci İbrahim annesi Turhan Hatice Sultan'dır. Annesi Rus'tur. Sultan Dördüncü Mehmed orta boylu beyaz tenli ve yanık çehreliydi. Ata çok bindiği için vücudu öne eğikti. Annesi onu çok iyi yetiştirdi. İyi bir ilim tahsili gördü. Babası Sultan İbrahim'in öldürülmesi üzerine 8 Ağustos 1648 günü henüz yedi yaşında iken padişah oldu.

Ava ve edebiyata çok meraklıydı. Ava olan merakı yüzünden tarihte Avcı Mehmed olarak anılır. Beş vakit namazı cemaatle kılardı. İçkiyi şiddetle yasaklayıp içki imalathanelerini kapattırdı. Sadrazamlığı Köprülü ailesine vermekle çok isabetli bir karar aldı.

Sultan Dördüncü Mehmed zamanında Osmanlı Devleti en geniş sınırlarına kavuştu.Hayatının büyük bir kısmı saray entrikalarıyla geçti. İkinci Viyana bozgunundan sonra ordunun ve devlet erkanının oybirliği ile 8 Kasım 1687 günü tahttan indirildi. Bundan sonraki ömrü saraydaki bir odada yanına konulan iki cariye ile tam bir hapis hayatı şeklinde sürdü. 6 Aralık 1693'de Edirne'de vefat etti. Cenazesi İstanbul'a gönderildi ve Yeni Cami'deki Türbesine annesi Turhan Sultanın yanına defnedildi.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:16 pm

4. Murad


Sultan Dördüncü Murad 26 Temmuz 1612 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Ahmed annesi Mahpeyker Kösem Sultan'dır. Annesi Rum'dur. Sultan Dördüncü Murad uzun boylu iri cüsseli yuvarlak yüzlü ve heybetli bir padişahtı. Osmanlı Sultanlarının en kudretlilerinden biri olarak tarihe geçti. Son derece zeki gözü pek cesur kuvvetli ve enerjik bir insandı.Sultan Dördüncü Murad çok iyi cirit ve ok atardı. Bu gücünü katıldığı savaşlarda da gösterdi.

Dinin hükümlerini çok iyi bilir Şeyhülislam Yahya Efendi'ye "Baba" diye hitap ederdi. İçki ve tütünü yasakladı. Gece sokağa çıkma yasağı koydu. Arapça'yı ve Batı dillerini çok iyi bilirdi. İlmi ve ilim adamlarını çok sever fırsat buldukça ilim meclislerine gider onları yeni çalışmalar yapmaları için teşvik ederdi.

Sultan Dördüncü Murad döneminin önemli olaylarından biri de Hazerfan Ahmed Çelebi'nin kanat takarak Galata Kulesi'nden Üsküdar'a uçmasıydı. Sultan Dördüncü Murad çevresinde olup bitenleri dikkatle takip eder inisiyatifini kullanmakta asla tereddüt etmezdi. Hükümdarlığının ilk yıllarında annesinin etkisinde kaldıysa da daha sonra kadınların saltanatına son verdi hain ve hilekar sadrazamları şiddetle cezalandırdı.

Memleket meselelerini yakından takip edip çözümler üretmeye çalıştı. 17 yıl hükümdarlık yaptıktan sonra Niksir hastalığından dolayı henüz 28 yaşında vefat etti.Sultan Dördüncü Murad'ın saltanatını 2 devreye ayırmak mümkündür. Henüz 11 yaşında iken tahta geçtiğinden devlet işleri büyük ölçüde annesi Kösem Sultan'ın elinde yürümekteydi. Onunla birlikte olan vezirler gözünün önünde Hafız Ahmed Paşa'yı askere parçalatmışlar genç padişahı da korkuyla dehşete düşürmüşlerdir.

Osmanlı memleketlerinde asayiş ve huzur kalmamış zorbalar şehirleri ele geçirmişleridir. Delikanlılık çağında idareyi bizzat ele aldıktan sonradır ki Sultan Dördüncü Murad biraz da şiddet yolu ile bütün zorbaları bastırmış tekrar devlet hakimiyetini kurmuştur. Tütün yasağı bahanesiyle kahvehanelerde toplanan işsiz güçsüz zorba takımını sindirmiş şiddetli ceza ve hatta idamlarla tekrar idari ve adli nizamı kurabilmiştir.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Sponsored content




PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   

Back to top Go down
 
Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış
Back to top 
Page 1 of 2Go to page : 1, 2  Next

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
Tatlı Forum :: Eğitim ve Öğretim Forumları :: Dersler / Ödevler-
Jump to: