Paylaşımda bir numara forum.
 
HomeHome  CalendarCalendar  FAQFAQ  SearchSearch  MemberlistMemberlist  UsergroupsUsergroups  RegisterRegister  Log inLog in  

Share | 
 

 Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış

Go down 
Go to page : Previous  1, 2
AuthorMessage
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:16 pm

4. Mustafa


Sultan Dördüncü Mustafa 8 Eylül 1779 günü İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Abdülhamid annesi Nüketseza Kadın Sultan'dır. Annesi Nüketseza Kadın Sultan Sultan Dördüncü Mustafa'nın iyi bir tahsil yapması için çok çaba harcadı. Ancak hırslı kurnaz ve asabi bir insan olan Sultan Dördüncü Mustafa eğitim ve öğrenimden çok zevk ve sefa içinde yaşamaya önem verdi.

Kabakçı Mustafa İsyanı sonunda tahttan indirilen amcazadesi Sultan Üçüncü Selim'in yerine 29 Mayıs 1807 günü tahta çıktığında 28 yaşındaydı. Sultan Dördüncü Mustafa'nın şehzadeliği boyunca kendisine bir evlat gibi davranan Sultan Üçüncü Selim aleyhinde isyancılarla işbirliğine girmesi ve onun öldürülmesi için emir vermesi karakteri hakkında fikir vermektedir. Tahta çıktığında devletin merkezi otorite ve hakimiyeti gittikçe zayıflıyor Sultan Üçüncü Selim ve Nizam-ı Cedit yandaşları yakalandıkları yerde öldürülüyordu.

Sultan Dördüncü Mustafa'nın tahta çıkmasını sağlayan Kabakçı Mustafa ve yandaşları devlet yönetiminde etkin rol oynuyor kendi adamlarını önemli mevkilere getiriyorlardı.Osmanlı Devleti bu isyandan sonra yeniçerilere çok büyük tavizler verdi. Ancak yeniçerilerin istekleri hiçbir zaman bitmedi. Hatta Osmanlı tarihinde hiç görülmemiş bir antlaşma yapıldı.

Kabakçı Mustafa isyanında baş rol oynayan yeniçeri ağalarının kendilerini sağlama almak için yaptıkları bu antlaşmaya göre yeniçeriler devlet işlerine karışmayacak ve Osmanlı Devleti bu isyandan dolayı Yeniçeri ocağını sorumlu tutmayacaktı.Sultan Üçüncü Selim taraftarları bu karışık ortam içinde Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa'ya sığınmışlardı.

Alemdar Mustafa Paşa Osmanlı-Rus savaşları sırasında büyük başarılar göstermiş ve ordu mensuplarının sempatisini kazanmıştı.Sultan Dördüncü Mustafa hat sanatıyla uğraştı. Gayet güzel yazıları vardır. Osmanlı hanedanında Sultan Beşinci Murad'dan sonra en az padişahlık yapanlardan birisidir.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:17 pm

5. Murad


Sultan Beşinci Murad 21 Eylül 1840 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid annesi Şevk-Efza Kadın Efendi'dir. Annesi Çerkez asıllıdır. Sultan Beşinci Murad çocukluğunda ve gençliğinde iyi bir eğitim gördü ve Fransızca öğrendi. Okumaya çok meraklı olduğundan dolayı Fransa'dan kitaplar getirtir ve sürekli olarak okurdu. Edebiyata karşı çok ilgiliydi. Aralarında Ziya Paşa ve Namık Kemal'in de olduğu devrin bir çok şairi ile yakın dostluk kurmuştu.

Yabancı kültürlerin etkisi altında kalan Sultan Beşinci Murad piyano çalardı. Batı müziği stilinde besteler bile yapmıştır. Avrupalı prenslerle dost olmuş onlarla mektuplaşmış olan Sultan Beşinci Murad yerli ve yabancı gazeteleri sürekli takip ederdi.Sultan Birinci Abdülaziz ile beraber çıktığı Avrupa seyahati sırasında Avrupa'yı yakından görüp hayran kalmış olan Sultan Beşinci Murad bu gezi sırasında İngiltere'de tanıştığı Gal Prensi (sonradan İngiltere Kralı olan VII. Edward) ile yakın bir dostluk kurdu. Müsrif ve ihtiras sahibi bir insandı. Padişah olmak için amcasının ölümünü beklediğini açıkça söylerdi.

Sultan Beşinci Murad tahttan indirilen Sultan Abdülaziz'in yerine 30 Mayıs 1876'da padişah oldu. Ancak Osmanlı İmparatorluğu'nu kurtarmak için meşrutiyetin kurulmasını isteyen bu düşünce ile tahta güvendikleri bir hükümdar getiren aydınların umudu yine kırılmıştı. 93 gün kaldığı Osmanlı tahtından 31 Ağustos 1876 günü indirildi. 28 yıl daha sarayda yaşayan Sultan Beşinci Murad 29 Ağustos 1904 tarihinde vefat etti ve annesi Şevk-Efza Kadın Efendi'nin Yeni Camideki türbesine defnedildi.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:17 pm

Abaza Hasan Paşa


(?-1659) Osmanlı tarihinde Abaza isyanları olarak tanınan ayaklanmalara adı karışmış IV. Mehmet zamanında zorbalıklarıyla ün salmış bir vezirdir. Türkmen aşiretlerinin ağası bulunduğu sırada görevinden atıldığı için Kastamonu dolaylarında başkaldırdı; kendisi gibi padişaha başkaldırını; olan İpşir Mustafa Paşa ile birleşti. Bir süre sonra İpşir Paşa sadrazam olunca Abaza Hasan Paşa'yı gene eski görevine Türkmen Ağalığı'na getirdi. Ancak İpşir Paşa istanbul'da öldürülünce. Hasan Paşa gene başkaldırdı. Bu üstüste ayaklanmalar padişahın gözünü korkutmuştu. Bu yüzden. Hasan Paşa'yı önce Diyarbakır'a sonra da Halep'e vali yaptı.

Abaza Hasan Paşa yeni sadrazam olan Köprülü Mustafa Paşa'nın Transilvanya seferine katılmak istemiyordu. Onun için onbeş kadar valiyle veziri de kandırarak Anadolu'da geniş bir ayaklanma hazırlığına girişti. Padişah bu hazırlığı haber alınca telâşa düşerek Sadrazam Köprülü Mustafa Paşa'yı istanbul'a çağırdı. Sadrazam hemen geri döndü; Diyarbakır Valisi Murtaza Paşa'ya Anadolu Serdarı unvanını vererek âsilerin üzerine gönderdi.

Abaza Hasan Paşa kuvvetleri Murtaza Paşa'nın ordusunu büyük bir bozguna uğrattı; gitgide büyüyüp güçlenerek Anadolu'yu korkuya salan tehlikeli bir kuvvet haline gelmeye başladı. Gelgelelim ki; gelip de askeri besleme güçlükleri başgösterince ordudan ayrılanlar oldu. Abaza Hasan Paşa'ya bağlı valilerden birkaçı padişahın canını bağışlayacağı vaadiyle onu kandırıp Halep'e getirdiler. Bir gece konağına baskın yapıp adamlarıyla birlikte kafasını vurdular.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:17 pm

Abaza Paşa İsyanı


Sultan Genç Osman'ın öldürülmesini bahane eden sipahiler 22 Mayıs 1622 günü ayaklandılar. Abaza Paşa'nın ayaklandığı haberinin de İstanbul'a gelmesi üzerine Genç Osman faciasını bahane eden sipahiler ikinci kez ayaklandılar. Olayların bu şekilde gelişmesi üzerine Sultan Genç Osman'ın katillerinden olan Cebecibaşı ve Genc Osman'ın katledilmesinde Cebecibaşı'na yardım eden Kara Davut idam edildi.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:17 pm

Ali Şükrü Bey


1884-1923 yılları arası yaşamış siyaset adamı. 1904'te Heybeliada'daki Bahriye Mektebi'ni bitirerek bahriye erkanıharp subayı olarak göreve başladı. 1909'da kurulan Osmani Muavenet-i Milliye Cemiyeti'nin ikinci başkanı oldu ve Donanma dergisini çıkardı. İttihat ve Terakki'ye karşıydı. 1920'de son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda Trabzon mebusu olarak siyasal yaşama atıldı Meclis'in geçici olarak da olsa kapatılmasına karşı çıktı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı gün meclise Trabzon milletvekili olarak katıldı. Bazı kanunların bu arada da Men-i Müskirat Kanunu'nun çıkması için çaba gösterdi. Meclisteki tutumu İkinci Grup diye adlandırılan muhalefetin etkin önderlerinden biri olmasına yol açtı. Muhalif Tan gazetesini çıkardı özellikle üzerinde durduğu konular kişi tahakkümü meclis üstünlüğü ve Misak-ı Milli oldu. Muhalefeti giderek hırçınlaştı. Mustafa Kemal'le sert tartışmaları oldu.

Ali Şükrü Bey Mustafa Kemal'in muhafız komutanı Topal Osman Ağa tarafından 27 Mart 1923'te öldürüldü. Olay tepkiyle karşılandı Topal Osman Ağa da öldürüldüğü için cinayetin nedeni anlaşılamadı. Kadir Mısıroğlu'nun yazdığı Trabzon Meb'usu Şehid-i Muazzez Ali Şükrü Bey adlı kitap 1978'de yayımlandı.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:17 pm

Asakir-i Mansure-i Muhammediye


Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması üzerine Sultan II. Mahmut'un emriyle kuruldu. Yeni eğitim kurallarıyla yetiştirilen askerlik kurumuna verilen addır. Bu yapının başına ilk olarak "Serasker" unvanıyla eski Yeniçeri ağalarından Ağa Hüseyin Paşa getirildi.

Asakir-i Mansure-i Muhammediye Tertip adı verilen sekizer birlikten meydana gelir. Her tertibin başında "binbaşı" adında bir komutan bulunurdu. Bu binbaşılar "baş binbaşı" ya bağlıydı. Her tertip on altı "saf" tı. Her saf bir yüzbaşının komutasındaydı. Her yüzbaşının ikişer "mülazim" yardımcısı vardı. Her tertipte bir top bulunurdu.

Toplara "topçubaşı" denilen bir subay komuta ederdi. On altı saftan oluşan tertiplerin sekizi sağ ve sekizi sol olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Bunlara "sağ kolağaları" ve "sol kolağaları" atanmıştı. İki yıl sonra bu örgüt yeniden düzenlenerek "tertip" lere "alay" ve komutanlarına "miralay" dedindi. "Saf" deyimi "bölük" olarak değiştirildi. Her alay binbaşı komutasındaki üç taburdan meydana getirilmişti.

Sol ve sağ kolağası adını alan iki subay bir katip bir sancaktar her bölüğe "yüzbaşı" ve "mülazim" lerden ayrı olarak bir "başçavuş" ve bir "bölük emini" atanmıştır. Her alayda "miralay" yardımcısı bir "kaymakam" bulunurdu. İki alay bir "mirliva" nın ve üç alay bir "ferik" in komutası altındaydı. Miralayın üstü subaylara "paşa" denirdi. Asakir-i Mansure-i Muhammediye'nin en büyük komutanı "müşir" di.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:17 pm

Aşar Vergisi (Öşür)


Osmanlı'da tarım ürünleri üzerinden alınan onda bir oranındaki vergi. Aşar Arapça'da onda bir anlamına gelmektedir. Tanzimat'tan önce tımar ve zeamet sahipleri için sahipleri tarafından tahsil edilen aşar yerel gereksinimlerin karşılanması ve asker beslemesi için kullanıldı.

Vergi esasen ve genel olarak onda bir oranı üzerinden tahsil edilmekle beraber bölgeye vergi yükümlülüğüne ve ürün türüne göre değişen oranların uygulandığı da olmuş yüzde elliye varan oranların uygulandığı görülmüştür. Verginin ayni olarak diğer bir ifadeyle ürünün belirli bir kısmını almak suretiyle tahsil edilmesi imparatorluk dönemindeki ekonomik ve sosyal yapıya uygun düşmüştür çünkü pazarın gelişmediği kapalı bir ekonomide ürünün fiyatının tespiti ve nakde çevrilmesi dolayısıyla verginin para olarak tahsili çok zor olacaktı. Bu bakımdan aşar uzun dönem başarılı bir vergi yapısı göstermiştir.

Daha sonraları uygulanmasında ve tahsilinde bir takım haksızlıklar yapılmış vergi halk üzerinde bir baskı ve zulüm aracı haline gelmiştir. Yapılan değişiklikler ve ıslahatlar da bir sonuç vermemiş verginin uygulamadaki sakıncalarını gidermek mümkün olmamıştır.

İlkel bir vergi niteliğinde olmasına rağmen aşar kalkınmanın ilk aşamalarında ve tarımın milli hasıla içindeki payının çok yüksek olduğu dönemde bu sektör üzerindeki en önemli vergiydi. Sermaye birikimi olgusu açısından dünya uygulamasına bir göz atıldığında ilk birikim aşamalarında tarım kesiminin rolünün çok önemli olduğu görülür. Gerek kapitalist Batı Avrupa ülkelerinde gerek Sovyet Rusya'da tarımdan sanayi kesimine kaynak aktarımı sermaye birikiminde hayati bir rol oynamıştır.

Cumhuriyet döneminde de bir süre uygulamada kalan aşar 17 Şubat 1925'te kaldırıldı. Kaldırılmadan bir yıl önce 1924 yılında 27.5 milyon lira ile bütçenin dörtte birini oluşturuyordu. Aşarın bu önemli katkısına rağmen kaldırılmasının nedeni verginin köylü ve tarım ürünleri üzerinde yoğunlaşan aşırı yükünü azaltmak ve tahsilinden doğan bir takım haksızlıkları engellemekti.

Aşarın kaldırılması ile sermaye birikimi ve ekonomik kalkınma aşamasında ciddi sonuçlar yaratılmıştır. 1925 yılında yapılmış olan bu değişiklik uzun dönemde sadece tarım dışı sektörleri değil aynı zamanda tarım sektörünü de olumsuz yönde etkilemiştir.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:17 pm

Bahriye Nezareti


Osmanlı İmparatorluğu'nda deniz kuvvetlerinin hazırlığından ve yönetilmesinden sorumlu bir makamdı. Önceleri donanma komutanlığıyla bahriyeye ait bütün idari ve mali işler kaptan-ı deryanın sorumluluğu altındaydı. Sonradan deniz kuvvetleriyle ilgili işler yeni kurulan Bahriye Nezareti'ne devredildi.

Bu nezaretin başına getirilen kimseye de "bahriye nazırı" denildi. Daha sonra 1876'da kaptan-ı deryalık yeniden kurulduysa da bu makam aynı yıl içerisinde yine Bahriye Nezareti adını aldı.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:17 pm

Barbaros Hayreddin Paşa


1478 yılı civarlarında Midilli'de doğdu. Babası Yakup Ağa bir Osmanlı sipahisiydi ve 1461 yılında Midilli'nin fethi sırasında Fatih Sultan Mehmet ile birlikteydi.

Asıl adı Hızır olduğu halde Barbaros ve Hayreddin lakaplarıyla tanınır. Batılılar havuç rengine çalan kırmızı sakalından dolayı ağabeyi Oruç'a verdikleri "Barbarossa" adını daha sonra Hızır için de kullandıklarından Barbaros diye tanınmış Hayreddin lakabını ise kendisine Yavuz Sultan Selim takmıştır.

Barbaros Hayreddin Paşa kardeşleri İlyas ve Oruç ile beraber birçok deniz savaşında bulundu. Diğer kardeşi İshak ise Midilli'de kaldı. Barbaros Hayreddin Paşa Cezayir seferine Oruç Reis ile birlikte çıktı. Cezayir'in fethedilmesinden sonra Oruç Reis Cezayir'e Bey oldu.

Barbaros Hayreddin Paşa İshak ve Oruç Reisler şehit olunca Cezayir Beyliği'ne atandı. Beylerbeyi ünvanını alan Barbaros Hayreddin Paşa İstanbul'a gelip 1534 yılında Kaptan-ı Derya oldu. Bir çok zafer kazanan Barbaros Avrupa'da nam saldı. Avrupalılar çocuklarını Barbaros geliyor diye korkutur hale geldiler.

5 Temmuz 1546 tarihinde vefat eden Barbaros Hayreddin Paşa sağlığında Beşiktaş'ta yaptırdığı medresenin yanındaki türbesine defnedildi. Onun ölümü için "Mate reisü'l-bahr-Denizin reisi öldü" denildi.

Barbaros Hayreddin Paşa zamanında Osmanlı denizciliği gücünün zirvesine ulaşmış onun okulunda yetişen değerli denizciler ve teşkilatlı tersane sayesinde bu güç varlığını bir süre daha devam ettirmiştir.

Barbaros Hayreddin Paşa alim ve cesur bir komutandı. İri yapılı ve kumral tenliydi. Saçı sakalı kaşları ve kirpikleri çok gürdü. Ömrü denizlerde geçtiğinden; Rumca Arapça İspanyolca İtalyanca ve Fransızca gibi Akdeniz dillerini çok iyi bilirdi. Çinili Hamam kendisine aittir. Oğulları Mehmed Paşa Hasan Paşa ve Vali Paşa'dır.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:18 pm

Berlin Antlaşması


1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında imzalanan Ayestefanos Antlaşması'nın yerine İngiltere Avusturya-Macaristan Fransa Almanya Rusya ve Osmanlı Devleti arasında imzalanan antlaşmadır. Avusturya dışişleri bakanının yapmış olduğu resmi açıklama ile 13 Haziran'da Berlin'de bir kongre toplandı. Kongrede alınan kararlar İngiltere ve Avusturya-Macaristan'ın çıkarları dikkate alınarak imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre:

Sırbistan Karabağ ve Romanya'nın bağımsızlıkları koşullu olarak kabul edildi.

Girit Osmanlı Devleti'ne bırakıldı.

Rusya Doğubeyazıt ve Eleşkirt'i Osmanlılara bıraktı.

Bulgaristan bağımsız bir prenslik oldu ve özel koşullarla Osmanlı Devleti'ne bırakılan Doğu Rumeli ve Makedonya vilayetleri üçe bölündü.

Osmanlı Devleti'nin Rusya'ya ödemesi gereken savaş tazminatı 802.500 franka indirilerek taksite bağlandı.

Bosna-Hersek Avusturya-Macaristan'a bırakıldı.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:18 pm

Buçaş Antlaşması


Hotin antlaşmasından sonra Lehistan ve Osmanlı Devleti arasında elli yıl süren bir barış süreci yaşanmıştı. Osmanlı himayesindeki Ukrayna Kazaklarına saldıran Lehliler barışı bozdular. Sultan Dördüncü Mehmed ve Köprülü Fazıl Ahmed Paşa Ukrayna kazaklarının yardım istemesi üzerine Lehistan seferine çıktılar. Osmanlı ordusunun ard arda kazandığı başarılardan sonra Lehistan barış istedi.

İmzalanan Bucaş antlaşmasıyla (18 Ekim 1672) Podolya Osmanlılara geçti. Lehistan Kırım Hanına vergi ödemeye devam edecekti. Ayrıca Lehistan her yıl Osmanlı Devleti'ne 22.000 altın ödemeyi kabul ediyordu.Lehistan meclisinin bu antlaşmadaki para maddesini kabul etmemesi üzerine 4 yıl süren İkinci Lehistan seferine çıkıldı.

Bazı kalelerin fethedilmesi üzerine Lehistan elçisi Podolya ve Ukrayna'nın iadesi şartıyla antlaşma istediyse de bu kabul edilmedi. Bu arada Köprülü Fazıl Ahmed Paşa'nın hastalanması üzerine 1675 yılında Lehistan serdarlığına İbrahim Paşa tayin edildi.

Sultan Dördüncü Mehmed Köprülü Fazıl Ahmed Paşa ile birlikte Edirne'ye döndü.İbrahim Paşa kısa sürede 48 kale ve palangayı fethedince Lehistan tekrar antlaşma istedi. 27 Ekim 1676'da Zarawno'da imzalanan antlaşma ile 22.000 altından vazgeçilmek şartıyla daha önce Köprülü Fazıl Ahmed Paşa tarafından imzalan Bucaş antlaşmasının maddeleri aynen kabul edildi. Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa antlaşmanın imzalandığı haberini aldıktan bir süre sonra 3 Kasım 1676 tarihinde vefat etti.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:18 pm

Celali İsyanları


Yavuz Sultan Selim döneminde binlerce taraftarı ile ayaklanan Yozgatlı Celal Osmanlı Devleti için büyük problem olmuştu. Bu isyanlar bastırıldı ise de Anadolu'da meydana gelen iç isyanlar ve karışıklıklara yine Celali İsyanları denildi. Sultan Birinci Ahmed döneminde Celali İsyanları tekrar patlak verdi.Bunların en önemlileri;

Tavil Ahmed
Canbolatoğlu
Kalenderoğlu
Deli Hasan
ayaklanmalarıdır. Bu sırada Sadrazam olan Kuyucu Murad Paşa son derece sert bir askerdi. Acıma nedir bilmezdi. Bunları bastırmak için çok şiddet gösteriyor hatta şuçlu ile suçsuz ayırımı yapmadan "ibret osun" diye masumları da öldürtüyordu. Öldürttüklerini açtığı kuyulara attırmak gibi bir alışkanlığı olduğundan kendisine "Kuyucu" lakabı takıldığı söylenir. Kuyucu Murad Paşa'nın ısrarlı ve sert politikaları sonunda Celali İsyanları zor da olsa bastırıldı.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:18 pm

Cem Sultan


3 Mayıs 1481'de Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine Amasya'da bulunan Şehzade Bayezid ve Konya'da bulunan Cem Sultan'a sadrazam Karamani Mehmed Paşa tarafından ulaklar gönderildi. Ancak Cem Sultan'a gönderilen haberci yolda Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa tarafından yakalandı.

Cem Sultan babasının vefatını dört gün sonra öğrenebildi. Bu olayların yaşanması üzerine yeniçeriler ayaklanıp Karamani Mehmed Paşa'yı öldürdüler (4 Mayıs 1481). Şehzade Bayezid'in İstanbul'da bulunan oğlu Korkut'u saltanat naibi ilan ederek onu tahta çıkardılar.

Şehzade Bayezid 21 Mayıs 1481 günü İstanbul'a varır varmaz devlet idaresini eline aldı. Cem Sultan ise 4000 kadar askeriyle birlikte 27 Mayıs 1481'de İnegöl önlerine geldi. Sultan İkinci Bayezid Ayas Paşa idaresindeki bir orduyu Cem Sultan'ın üzerine gönderdi.

28 Mayıs'ta yapılan savaşı kazanan Cem Sultan Bursa'da padişahlığını ilan etti. Kendi adına hutbe okutarak para bastırdı. Çok geçmeden Sultan İkinci Bayezid'e bir mektup gönderen Cem Sultan Osmanlı topraklarını eşit olarak paylaşmayı teklif etti. Kabul edilemeyecek bu teklif karşısında harekete geçen Sultan İkinci Bayezid ordusuyla birlikte Cem Sultan'ın üzerine yürüdü.

Yenişehir Ovası'nda yapılan savaşı kaybeden Cem Sultan Konya'ya geldi. Burada da kalamayacağını anlayan Cem Sultan yanına ailesini de alarak Kahire'ye doğru yola çıktı. Kahire'de iken Hac mevsiminde Hicaz'a gitti. Hac'dan sonra tekrar Kahire'ye gelen Cem Sultan ağabeyi Sultan İkinci Bayezid'den bir mektup aldı. Bu mektupta padişahlıktan vazgeçtiği takdirde kendisine bir milyon akçe ödeneceği belirtiliyordu. Ancak Cem Sultan bunu kabul etmedi. İkinci bir teklifi de geri çeviren Cem Sultan tekrar ülkesine döndü.

27 Mayıs 1482'de Konya'yı kuşatan Cem Sultan Sultan İkinci Bayezid'in yaklaşması üzerine kuşatmayı kaldırarak Ankara'ya gitti. Oradan da tekrar Mısır'a gidecekti ancak yollar tutulmuştu. Bu sırada Rodos şövalyelerinden Pierre d'Aubusson onu Rodos'a davet etti.

29 Temmuz 1482'de Rodos'a giden Cem Sultan yapılan antlaşma gereğince istediği zaman adadan ayrılacağını düşünüyordu. Ancak sahtekar şövalyeler buna hiçbir zaman izin vermediler ve Cem Sultan esir hayatı yaşamaya başladı. Cem Sultan'ın Rodos şövalyelerinin eline düşmesi hem kendisi hem de Osmanlı tarihi için talihsiz bir olay olmuştur.

Cem Sultan daha sonra Fransa'ya gönderildi. Cem Sultan'ın Fransa'dan başka bir ülkenin eline geçmesini Osmanlı Devleti açısından sakıncalı gören Sultan İkinci Bayezid Fransa'ya bir elçi gönderek Cem Sultan'ın Fransa'da tutulmasını istedi.

Cem Sultan'ı kullanmak isteyenlerden birisi de Papa VIII.Innocent'di. Papa Cem Sultan'ı bahane ederek Osmanlılara karşı bir haçlı seferi düzenlenmesini istiyordu. Ancak bunda başarılı olamayınca Cem Sultan'a Hıristiyan olma teklifinde bulundu. Buna karşılık Cem Sultan ona şöyle cevap verdi: "Değil Osmanlı Saltanatı hatta bütün dünyanın padişahlığını verseniz dinimi değiştirmem".

Cem Sultan ağabeyi Sultan İkinci Bayezid'e yazdığı bir şiirinde ona şöyle seslenir: "Sen bister-i gülde yatasın şevk ile handan Ben kül döşenem külhan-ı mihnette sebeb ne" (Sen gül döşenmiş yatakta neşeyle gülerek yatarken ben zahmet ve eziyet içinde küle batayım neden)

Sultan İkinci Bayezid ise ona şöyle cevap verir: "Çün rüz-i ezel kısmet olunmuş bize devlet Takdire rıza vermeyesin böyle sebeb ne Haccacü'l-Haremeynüm deyüben da'va kılarsun Ya saltanat-i dünyeviye bunca taleb ne" (Bize ezelden saltanat kısmet imiş sen ise kadere rıza göstermedin buna sebep ne Hacca gittin kendini temizlemek davasına düştün peki dünya saltanatı için bunca hırs niye"

Cem Sultan vakası Osmanlı tarihinde Yıldırım Bayezid'in Timur'un elinde esir düşüp demir kafese hapsedilmesinden sonra ikinci büyük trajik hadisedir. Rumeli'den tekrar Osmanlı topraklarına gelmek isteyen Cem Sultan 13 yıl esir hayatı yaşadı. En son Papa'nın elinden Fransız Kralı tarafından kurtarılmış ancak büyük bir ihtimalle zehirlendiği için bir hafta içinde yolda vefat etmiştir.

Papa'nın bir haçlı seferine kumanda ederek Osmanlı devleti ile savaşma teklifini reddettiğinde Papa dilini anlamadığını zannettiği Cem Sultan'a:"Öyleyse burada it gibi sürün" demesine karşılık olarak Cem Sultan Papa'ya şöyle demiştir: "Sizin elinize düşen itten beter olmayacağızdı da ya nice olacağızdı" ve Papa'yı utandırmıştır.

Cem Sultan'ın bakım masrafları için Papa Sultan İkinci Bayezid'den yılda 40.000 altından fazla para kopartmayı başarmış Cem Sultan'ı serbest bırakma tehditleriyle de Osmanlı fetihlerini durdurmuştu. Bu olay ileride Şehzade katli için de önemli bir mesnet teşkil etmiştir.

Cem Sultan bunca olaydan sonra 25 Şubat 1495'de vefat etti. Sultan İkinci Bayezid bu olaya çok üzüldü ve üç gün yas ilan etti ve Cem Sultan'ın gıyabında cenaze namazı kıldırdı. Sultan İkinci Bayezid Cem Sultan'ın naaşını alabilmek için çok uğraştı. Vefatından 4 yıl sonra 1499 yılının Ocak ayında Cem Sultan'ın cenazesi Osmanlı topraklarına getirilerek Bursa'da kardeşi Şehzade Mustafa'nın yanına gömüldü. Böylece yıllar süren macerası sona erdi ve en azından cenazesi kendi topraklarına defnedildi.

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Discoley
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 207
Rep Puanı : 311

PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Sat May 22, 2010 3:18 pm

Cerbe Savaşı


Turgut Reis'in İspanyollar'ın elinde bulunan Cerbe adasını kuşatması üzerine Andrea Doria komutasındaki bir Haçlı donanması İspanyollara yardıma geldi. Yapılan Cerbe Deniz Savaşında büyük bir zafer kazanıldı. Cerbe Osmanlılara geçti (1559).

_________________
Back to top Go down
View user profile http://colly.graphforum.com
Sponsored content




PostSubject: Re: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   

Back to top Go down
 
Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış
Back to top 
Page 2 of 2Go to page : Previous  1, 2

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
Tatlı Forum :: Eğitim ve Öğretim Forumları :: Dersler / Ödevler-
Jump to: